Paylaş

Kanatlılar ve küçükbaş hayvanlarda çok daha yoğun olarak kullanılan melezleme büyükbaş hayvanlarda da uygulanmaktadır. Ancak gebelik süresinin uzun olması, bir batında tek yavru alınabilmesi, cinsel olgunluğa ulaşma süresinin uzun olması nedeniyle  sonuçlar çok geç alınmaktadır. Yeni ve daha dayanıklı ırklar ile istenilen bazı verimlerin artırılması için melezleme elzemdir.

Melezleme ile homozigot hale gelmiş olan genler heterozigot hale getirilmekte ve bir örnek hale gelmiş olan verimlerde farklılıklar oluşturularak seleksiyonun daha etkin kullanılması sağlanmaktadır. Melez hayvanların anne baba hatlarına göre bir çok üstünlüğü bulunmaktadır. Melez azmanlığı nedeniyle anne ve baba hattına göre verimler daha yüksek ve daha uzun sürelidir. Melez hayvanların en önemli özellikleri hastalıklara karşı dirençli ve uzun ömürlü olmalarıdır.

Ülkemiz şartlarında büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde tek verim yönü olan etçi veya sütçü hayvan yetiştiriciliği ekonomik koşullarımız göz önüne alındığında imkansız gibi görünmektedir. Gebelik ve besi süresi göz önüne alındığında sadece etçi sığır ırkı hayvan beslemek dengesiz ekonomik koşullarda çok ciddi bir sermaye gerektirmektedir. Sadece sütçü özelliği olan ırklar beslendiğinde günlük olarak işletmeyi idame ettirecek gelir sahibi olunmakta ancak bir nevi kumbara vazifesi gören erkek stoğu değerlendirilememektedir. Diğer yandan süt verimini tamamen yok sayamayız. İşletmenin amortismanı, işçilik, enerji, veteriner hizmetleri, yem gideri gibi giderler süt satışı ile sağlanmakta, sabit bir gelir sağlanarak besi materyalinin beslenmesi bu gelir ile karşılanmakta ve karlılık oranı en yüksek seviyeye çıkarılmaktadır. Sütün para ettiği dönemlerde süt satışından da kar edilmektedir.

Ülke nüfusumuz ve kişi başına düşen gayri safi milli hasılamız artmaktadır. Dini nedenler ve artan refah düzeyi kırmızı et açığını mevcut hayvan sayısı ile kapatmayı zorlaştırmaktadır. Et fiyatlarının bu kadar yüksek olması sürekli olarak damızlık dişi hayvanların kesimine yol açmaktadır. Önümüzdeki yıllarda da bu et açığının kapatılamayacağı aşikardır. Bu şartlar göz önüne alındığında etçi özelliği ön planda olan, süt miktarı nispeten az ama kaliteli süt (somatik hücre sayısı düşük, protein ve kuru madde oranı yüksek)  veren hayvanların yetiştirilmesi hayvancılık işletmelerini daha karlı hala getirecektir.

Son yıllarda dünyada salgın hastalıklar artmış, yoğun yapılan  hayvan ithalatı nedeniyle ülkemizde görülmeyen tropik bazı enfeksiyonlarda görülmeye başlanmıştır. Saf veya kısmi melez olan hayvanlarda homozigot hale gelmiş olan gen yapısı, bir verim yönünde yoğun ve sürekli yapılan seleksiyonlar nedeniyle hem bu salgın hastalıklar çok şiddetli seyretmekte hem de zayıf immun yapı ve antimikrobiyal direnç nedeniyle ya tedavi süreci çok uzamakta veya hayvan iyileşmediği için damızlık materyal kaybedilmektedir. Saf ırklarda en büyük sorun (etçi, sütçü veya kombine verim ırkı önemli olmaksızın) seleksiyonun sadece ekonomik verim değerlerine göre yapılması ve hayvanların kontrollü çiftleştirme (suni tohumlama veya doğal aşım) nedeniyle akrabalık derecesinin çok artması sonucu yaşam gücünün zayıflamasıdır. Özellikle siyah alaca hayvanlarda akrabalık son derece artmıştır. Suni tohumlamada kullanılan boğalar artık neredeyse aynı hatlardan gelmektedir.

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde işletmenin devamını sağlayan yegane kriter işletmenin karlılığıdır. Karlılığı sağlayan en temel kriter marjinal fayda kapsamında üretimin devam etmesi (en düşük maliyetle ve en yüksek karla süt, gebe düve, karkas et veya besi materyali satışı) ve damızlık hayvanlardan mümkün olan en uzun süreyle faydalanmaktır. Ülkemizde düve fiyatları maalesef düşük değildir. Bu durum hem seleksiyon yoluyla ilerlemeyi geciktirmekte hemde bir damızlığı herhangi bir nedenle kesime göndermeyi güçleştrimektedir. Bu noktada herhangi bir ırk fanatizmi yapmadan ülkemiz gerçekleri de göz önüne alınarak bu şartları sağlayan hayvanların beslenmesi gerekmektedir. Bize her sene bir yavru veren, kolay kolay hastalanmayan, hastalansa da küçük desteklerle kolayca iyileşen, sağlam meme yapısına ve istikrarlı süt verimine sahip damızlık dişi materyal en iyi dişi materyaldir. Sayılan bu özelliklerin sağlanabilmesi için bilinçli bir melezleme stratejisi geliştirmek şarttır.

Melezleme yaparken izlenen en temel yol iki farklı ırkın melezlenmesidir. Sütçü ırkların kendi içinde veya etçi ırkların kendi içinde melezlenmesiyle seleksiyon açısından çok farklı sonuçlar elde edilmez. Bu verim yönlü hayvanların kendi içinde melezlenmesi ile homozigot hale gelmiş genler heterozigot hale getirilir ancak bir kombine verimli ırk elde edilmez. Elde edilen hayvanlar melez olmakla birlikte yine bu verim özellikleri ön plandadır. Yani etçi ırk ise yine etçi, sütçü ırk ise yine sütçüdür. Tek verim yönlü hayvanların karşılıklı olarak(sütçü-etçi ile etçi sütçü melezlemesi) veya kombine verimli ırklar ile melezlenmesinde çok farklı sonuçlar elde edilir. Genelde benim gözlemlediğim kombine verimli bir ırkla tek verimi ön planda olan bir ırk melezlendiğinde doğan yavru daha çok kombine verimli ırk özelliklerini taşımaktadır. Ancak her durumda da daha dayanıklı, uzun ömürlü ve yüksek verimli olmaktadır. Örneğin siyah alaca ve simental ırklarının melezlenmesi ile elde edilen yavru fenotipik olarak %80-90 oranında simentale  benzemekte (kırmızı alaca ise çoğu zaman bu oran %100’dür) ancak süt verimi olarak çoğu zaman siyah alaca verimine ulaşmamaktadır. Yalnız süt kalitesi olarak (süt yağı, kuru madde ve protein oranı) siyah alacanın süt kalitesini kat be kat geçmektedir.

Ülkemizde yoğun olarak yetiştiriciliği yapılan ırklar siyah alaca, simental, sayısı çok azalsa da montofon, sayısı eser miktara düşmüş olsada yerli ırklar (boz ırk, yerli kara, zavot v.s.) ve bunların melezleridir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bize öncelikli olarak et verimi akabinde işletmenin idamesi için süt verimi gerekmektedir. Bu amaca hizmet etmesi amacıyla simental ırkı hayvanları ayrı tutarak diğer ırkların et verimi önde olan kombine verimli ırklar ile melezlenmesi izlenecek en iyi yol olacaktır.

Yıllardır söylediğim ve savunduğum haliyle 01/04/2016 tarih ve 29671 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürülüğe giren yönetmelik değişikliği ile büyükbaş yetiştiricilikte melezleme suni tohumlama yapılmak şartı ile serbest bırakılmıştır. Büyükbaş hayvancılık işletmelerinde amaç et ve süt üretmektir. Hiçbir işletmede ırk fanatizmi yapıldığını göremezsiniz. Ekonomik koşullar çerçevesinde kar etme amacına hangi hayvanın beslenmesi hizmet ediyorsa o beslenir. Avrupada bile melezleme bu şartlara hizmet ettiği sürece serbesttir. Ülkemize de son yıllarda ithalatına izin verilen kombine verimli boğa sperma katalogları incelendiğinde bu hayvanların büyük kısmının melez olduğu görülebilir. Kaldıki ithalatına izin verilen hayvanların bir kısmının pedirileri incelendiğinde bunlarında melez olduğu görülecektir. Bir hayvanın melez olması onun değerini düşürmez aksine daha dirençli, daha verimli ve daha uzun ömürlü olduğu için ekstra tercih nedenidir.

İşletmede suni tohumlama yoluyla melezleme yapılırken işletmenin mevcut durumu, ihtiyaçları, hayvan varlığı  incelenmelidir. Ülkemizdeki kırmızı et açığı da göz önüne alındığında amaç daha dayanıklı, uzun ömürlü, hastalıklara karşı dirençli hayvanlar elde edilmesi olduğu için et verimi ağırlıklı olmak üzere kombine verimli ırklarla melezleme yapılmalıdır. Ancak her damızlık dişi hayvana aynı ırkla tohumlama yapmak yanlış olur. Bireysel olarak hayvanlar incelenmeli eksik ve güçlü yönleri ortaya çıkarılmalı ve yavruda istenen özelliklere göre genetik özelliklerini aktarma özelliği en yüksek olan boğalarla tohumlama yapılmalıdır. Tırnak yapısı bozuk, meme yapısı iyi olamayan dişi materyalin bu özelliklerini düzeltecek boğa adayları kullanılmalıdır. Düşük doğum ağırlığına sahip, hızlı gelişen yavrulara sahip boğaların melezlemede özellikle tercih edilmesi gerekir. Melez azmanlığının anne karnındayken başladığı unutulmamalıdır (Ultrasonla yapılan gebelik muayenelerinde aynı tarihte tohumlanmış olan aynı ırk ve melez gebelerin gelişim kıyaslanmasında gayet net olarak tespit edilebilir). Boğa seçiminde en önemli kriter genetik özelliğini aktarabilme kabiliyetidir. Bu kabiliyeti yüksek olan boğalar kullanılırsa bir sonraki nesilde istenen özellikler elde edilebilir. Aksi takdirde istenilen özellikleri taşıyan yavruların elde edilmesi için birkaç jenerasyon (bir jenerasyonun 3 yıl olduğunu unutmayın) sürebilir.

Şimdi tüm ülkemizde kesinlikle tüm hayvanların simental ırkı boğalar ile tohumlanacağına neredeyse eminim. Bu doğru bir yöntem olmayacaktır. Özellikle montofon ırkı hayvanların korunması gerektiğini düşünüyorum. Saf olarak yetiştiriciliği yapılan yerli ırklar içinde aynı durum söz konusudur. Bu hayvanlar binlerce yıllık doğal seleksiyon sonucu elde edilmiş son derece dayanıklı ve mükemmel özelliklere sahip hayvanlardır. Bu yerli ırklar mutlaka korunmalı ve melezlemeye maruz bırakılmamalıdır.

 Dr. Fatih KUZUGÜDEN

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here