Ana Sayfa Hayvancılık İneklerde Kuru Dönem Yönetimi

İneklerde Kuru Dönem Yönetimi

769
0
Paylaş

İNEKLERDE KURU DÖNEM YÖNETİMİ

Prof.Dr. Ayhan Baştan

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi

Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı

Öğretim Üyesi

İnekler için ideal kuru dönem süresi 45-60 gündür. Ortalama gebelik süresini 280-285 gün kabul edersek, inekler gebeliğin 220. günü civarında kuruya çıkarılmalıdır. Kuru dönem bir sonraki laktasyon döneminde meme sağlığı, süt verimi ve dölverimi açısından oldukça önemli bir dönemdir. Çünkü bu dönemde inek ideal vücut kondüsyonuna ulaşır, mineral ve vitamin depolar, meme epitel hücreleri dinlenir ve laktasyon döneminde enerjice zengin rasyonlarla beslemeye bağlı üretilen asitlerin sindirim sistemi üzerine olumsuz etkileri ortadan kalkar. Enerjice zengin besleme sonrası ortaya çıkan asitler rumen mukozasına zarar verir, bu durumda ineklerde iştahsızlık ve yem tüketiminde azalma görülür. İneklerin kuruya çıkarılması buzağı canlı ağırlığı açısından da önemlidir.

 

Kuru Dönem Uzunluğu Ne Kadar Olmalıdır?.

 

Sütçü ırk inekler, gelecek laktasyon döneminde istenilen miktarda süt üretebilmek için 45-60 gün kadar kuruya çıkartılmalıdır. Bu dinlenme dönemi gelecek laktasyonda maksimum süt verimi için gereklidir. Ayrıca kuru dönem, fötal gelişim ve annenin bazı mineralleri depo etmesi açısından da gerekmektedir. Kuru dönemde vücut kondüsyon skoru iyi olan ineklerin laktasyon döneminde süt verimleri yüksek olmaktadır.

İneklerde meme dokusu izleyen laktasyon döneminde normal süt üretimi için belirli bir dinlenme süreci geçirmelidir. Memede kuru dönem süresince birtakım makroskobik ve mikroskobik değişiklikler olmaktadır. Laktasyon döneminin sonuna doğru alveol sekretorik hücrelerin sayısı azalır, kuru  dönemin başında bu hücrelerin sayısı minumum düzeydedir.

Bu dönemde özellikle de kuru dönemin başı olan aktif involüsyon döneminde ve kuru dönemin sonunda yeni meme içi enfeksiyonlar sıkça şekillenir. Bu nedenle kuru dönem meme sağlığı açısından en kritik evredir.

Kuru dönem başlangıcında sağım olmadığından memede süt toplanır, bu olay sonrası meme içi basınç artar ve ilerleyen dönemde ise süt yapımı tamamen durur. Bazende kuru dönem başlangıcında meme içinde toplanan süt nedeniyle memeler kızarık ve şiştir. Bu tür durumda bazı yetiştiriciler memeleri boşaltmaya çalışır. Oysa, bu uygulama, bazı sakıncalar doğurabilir. Çünkü  memelerin boşaltılmasıyla süt yapımı yeniden  uyarılır. Bununla birlikte ineklerin sağılması meme içindeki lökositlerin de sağım ile birlikte dışarı atılmasına yol açar  ki, bu  durum mastitis riskini artırır. Kuru dönem başında meme loblarının aşırı büyümesi ve ödem, daha çok kuruya çıkarma sırasında günde 20 kg veya üzeri süt veren ineklerde görülmektedir.

İnekler için 45-60 günlük kuru dönem uzunluğu idealdir. Şayet bir inek kuruya çıkartılmaz ise izleyen laktasyon döneminde süt verimi %25-30 oranında düşer. Örneğin kuru dönem uzunluğu 10-40 gün arası tutulan inekler, kuru dönem süresi 40-50 gün kadar tutulan ineklerden, bir laktasyon döneminde 450-680 kg kadar daha az süt üretirler.

Kuru dönemin belirtilen ideal dönemden uzun tutulması da süt verimini olumsuz etkilemektedir. Özellikle bu durumda ineklerin ortalama yıllık süt verimi ve dolayısıyla yaşam boyu verimlilik yaşam süresi de azalmış olur. Ayrıca kuru dönem süresi uzun tutulan ineklerde yağlanma ve metabolik tembellik şekillenir. Bu durumda prepartum dönemde metabolik hastalıklar ile mastitis riski ve süt somatik hücre sayısı artar. Kuru dönem süresi kısa tutulan ineklerde de izleyen laktasyon döneminde somatik hücre sayısının arttığı, fakat daha az klinik mastitis şekillendiği belirtilmektedir.

Günümüzde kuru dönem süresinin  kısaltılmasına yönelik görüşler vardır. Kuru dönemin 45 günden daha kısa tutulması, birkaç yıldır tartışılan bir konudur. Yapılan çalışma sonuçlarında kuru dönem süresinin 30 güne düşürülmesi; süt verimi, süt yağı ve proteini oranında çok küçük değişikliklere yol açtığı bildirilmiştir. Bu araştırmalarda kuru dönem süresinin kısaltılması ile laktasyon dönemi uzayacağından daha çok süt verimi alınacağı ileri sürülmüştür. Ayrıca kuru dönem süresinin kısaltılmasının, laktasyon döneminde toplam süt verimindeki artışın dışında, inekleri gruplama ve toplu rasyon değişiklikleri gibi avantajları da bulunmaktadır. Bunlarla birlikte kuru dönem süresinin kısaltılmasının, metabolik hastalıklar ve reprodüksiyon üzerine olumlu etkileri olduğu da belirtilmektedir.

Günümüze kadar yapılan çalışmalarda kuru dönemin kısaltılmasının süt verimi üzerine etkileri dışındaki diğer avantaj veya dezavantajları tam olarak ortaya konulmamıştır. Bazı çalışma sonuçlarında 30 günlük kuru dönem süresinin faydalı olduğu, fakat kuru dönemin 0 gün  tutulmasının izleyen laktasyon döneminde süt veriminde azalmaya (%20-25) yol açtığı görülmüştür. Araştırıcılar kuru dönem süresinin 30 günden kısa tutulması durumunda süt verimindeki kayıpların özellikle birden fazla doğum yapan ineklerde, ilk doğumunu yapan ineklere oranla çok daha fazla olacağını bildirmişlerdir.

Sonuç olarak;

  1. Kuru dönem süresini kısaltma kararı verir iken izleyen laktasyon döneminde süt verimi, sütün yapısı, buzağının yaşama şansı, metabolik hastalıkların görülme sıklığı, fertilite değişiklikleri ve yönetimsel faktörler gözönünde tutulmalıdır.
  2. Kuru dönemin 30 güne kısaltılması mümkündür fakat 60 günlük kuru dönem

süresine göre süt veriminde %5’lik kayıp olur.

  1. Kuru dönem süresinin kısaltılması inekleri gruplara ayırmada kolaylık sağlar, toplu rasyon değişikliklerine imkan verir, daha fazla kuru madde ve enerji alınmasına yol açar. Bu değişiklikler postpartum dönemde metabolik hastalıkların (özellikle karaciğer yağlanması) görülme olasılığını azaltır. Ayrıca bazı çalışma sonuçlarında kuru dönem süresi kısa tutulan ineklere yapılacak senkronizasyon programları ile gebe kalma şansının arttırılabileceği açıklanmıştır.

 

Kuruya Çıkartma Yöntemleri Nelerdir?.

 

Günümüzde inekleri kuruya çıkartmak için 2 yöntem önerilmektedir. Bunlardan birisi aralıklı sağım, diğeri aniden sütten kesmedir. Kuruya çıkartma yöntemi kuru dönemde ve izleyen laktasyon döneminde yeni meme içi enfeksiyonlar ve çiftlik yönetimi bakımından son derece önemlidir. İnekleri kuruya çıkartma yöntemi, özellikle kuru dönemin başlangıcında yeni meme içi enfeksiyon oranını etkilemektedir.

Aralıklı sağım günde 2 kez sağılan ineklerin sağımının bire düşürülmesidir. Bu yöntemde hedeflenen kuru dönem süresinden 10 gün öncesinden sağım sayısı bire düşürülür (örneğin kuru dönem süresi 60 hedeflenmişse doğuma 70 gün kala sağım sayısı bire düşürülür). Hedeflenen güne gelindiğinde inek son kez sağılır ve doğumuna kadar beklenilir. Aralıklı sağım ile birlikte yem ve su tüketiminin kısıtlaması gerektiği de belirtilmektedir. Oysa bir hayvanda hiçbir koşulda su kısıtlamasına gidilmemelidir. Çünkü su hayvan sağlığı için son derece önemlidir. Ayrıca su kısıtlaması hayvan refahı kurallarına aykırıdır. Yem kısıtlamasının diğer ineklerin yemliğine saldırma ve kavga gibi sakıncaları mevcuttur.

Aralıklı sağımın diğer dezavantajları ise şunlardır; aralıklı sağım işletmede işçilik maliyetlerini önemli oranda arttırmakta, kuruya çıkma süresini uzatmakta, kuru dönem süresini ise kısaltmaktadır (yüksek süt verimli ineklerde aralıklı sağımla kuruya çıkma süresi uzamaktadır). Kuru dönem süresi kısaldığında kuru dönem tedavisi yapılan ineklerde doğumdan sonra sütte antibiyotik rezidüe problemleriyle karşılaşılmaktadır. Aralıklı sağımın diğer sakıncaları şunlardır. Bunlardan birisi; tedaviden önce meme tam olarak boşaltılmadığı için meme başı kanalında bakteriler üreyebilmektedir, bu durum mastitis riskini artırmaktadır. İkincidiğeri ise 1-2 gün boşaltılmayan memede süt somatik hücre sayısı önemli oranda artmaktadır. Bu durumda tank sütü somatik hücre sayısı yükselmektedir. Belirtilen sakıncalarından dolayı aralıklı sağım işletmelerde pek önerilen bir yöntem değildir.

Bu nedenlerle günümüzde aniden sütten kesme daha çok önerilen kuruya çıkarma yöntemidir. Her ne kadar meme lobunun kuruya çıkartılmasında aralıklı sağım ile birlikte yem ve su alımında kısıtlamaya gidilmesinin meme sağlığı açısından avantajlı olduğu belirtilse de, büyük işletmelerde daha çok aniden sütten kesme yöntemi önerilmektedir. Günümüzde kuruya çıkarılmadan (son sağımdan) sonra, kuru dönem antibiyotik tedavisi uygulandığından, aniden sütten çıkartma daha çok önerilen bir yöntem olma özelliği kazanmıştır. Aniden sütte kesme yöntemi daha pratik ve daha hızlı kuruya çıkartma yöntemidir. Bu yöntemin dezavantajı bu yöntemle kuruya çıkartılan ineklerde özellikle kuru dönemin başında daha fazla yeni meme içi enfeksiyonların görülmesidir. Bu dezavantaj da kuru dönem tedavisi ve meme başı kanalını tıkayan tıkaçların kullanılmasıyla ortadan kalkmaktadır.

Sonuç olarak günümüzde ineklerde daha çok aniden sütten kesme yöntemi tercih edilmelidir. Kuruya çıkartma yöntemlerinden hangisi kullanılırsa kullanılsın, mutlaka kuru dönem tedavisi ve meme başı tıkaçlarının birlikte kullanılması kuru dönem başı-sonu ve laktasyonun ilk 60 gününde şekillenen yeni meme içi enfeksiyonları önleme bakımından gereklidir. Çünkü laktasyonun ilk 60 gün içinde şekillenen mastitislerin %60’ı kuru dönem kökenlidir.

 

Kuru Dönem Tedavisi Nedir?.

 

Kuru dönem tedavisi kuruya çıkartılan ineklerin memesine, bu amaçlı üretilmiş antibiyotik preparatlarının verilmesidir. Kuru dönem tedavisi kuruya çıkartılan tüm ineklere (kör) yada sadece kuruya çıkarken enfekte olduğu düşünülen ineklere (selektif) yapılır. Her iki yöntemin bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Örneğin her ineğe kuru dönem tedavisi yaptığınızda ilaç maliyetleri artar ve antibiyotik direnç problemleri ortaya çıkar. Selektif tedavide ise sadece kuruya çıkarken enfekte inekler tedavi edileceğinden daha az antibiyotik kullanılır, bu durum hem maliyeti hem de antibiyotik dirençlilik gelişim şansını azaltır. Bu nedenle selektif tedavi, son yıllarda daha sık tercih edilen yöntemdir. Selektif tedavide en öenmli nokta madem inekler kuruya çıkarken enfekte değil, kuru dönemde oluşacak yeni enfeksiyonların önlenmesi gerekir. O nedenle de meme başı kanalını kapatan tıkaçlar mutlaka kullanılmalıdır.

Kör veya Selektif Tedavi Hangi Kritere Göre Yapılmalıdır?.

İnekler kuruya çıkarken herhangi bir meme lobunun enfekte olup olmadığı bakteriyolojik kültür sonuçları, son 3 ayın bireysel somatik hücre sayısı ortalaması, laktasyon döneminde mastitis geçirmesi ve CMT sonuçlarına göre verilebilir. Kuruya çıkarken CMT sonucu +2 ve daha yukarı pozitif olan inekler enfekte kabul edilmelidir. Kör tedavi önceki laktasyon döneminde mastitis geçiren veya son 3 ayın somatik hücre sayısı yüksek olan yada CMT +2 ve +3 reaksiyon veren veya kültür sonuçlarında bakteri üreyen ineklere yapılmalıdır.

 

Kuru veya Laktasyon Döneminde Şekillenen Mastitislerde Antibiyotik Veriliş Şekli Tedavi Başarı Şansını Etkiler Mi?

 

Bu sorunun yanıtı kocaman bir evettir. Antibiyotik veriliş şekli tedavi başarısıyla yakın ilişkilidir.

Kuru dönem tedavisinde meme içi uygulama sırasında bazı bakterilerin meme içine taşınma riski vardır. Özellikle meme başının dezenfeksiyonu gerektiği gibi yapılmadığında, uygulama sırasında antibiyotik dirençli çevresel bakteriler, maya ve Nocardia gibi fırsatçı mikroorganizmalar memeye bulaşır ve memede yıkıma neden olur. Bu nedenle meme başının dezenfeksiyonu son derece önemlidir.

Kuru dönem tedavisinin etkinliğini; meme başı dezenfeksiyonu kadar, meme içine antibiyotik uygulanırken kanülün meme başına ne oranda sokulduğu da etkilemektedir. Meme başına ilaç verilirken, kanüller meme başına kısmen sokulmalıdır. Bu sakıncayı önlemek için, son yıllarda üretilen kanüllerin uç kısımları daha kısadır. Kısa kanüllerin bir başka avantajı da antibiyotiklerin meme başı kanalına bırakılması ve buradaki lokal enfeksiyonun tedavisine katkı sağlamasıdır.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, kuru dönem tedavisi, kuru dönemin başlarında var olan veya kuru dönemde olası yeni meme içi enfeksiyonları önlemek için gereklidir. Bu tedavi şeklinin başarısını etkileyen önemli faktörlerden birisi, kuru dönem tedavisinin uygulama şeklidir. Bu nedenle kuru dönem tedavisi aşağıda belirtilen sıra dahilinde yapılmalıdır;

 

  1. Memedeki süt tamamen boşaltılmalıdır.
  2. Sağımdan hemen sonra meme başları etkili bir teat dipping solüsyonuna daldırılmalıdır.
  3. Teat dipping solüsyonlarının kuruması beklenmeli veya meme başları tek kullanımlık kağıt

havlular ile kurulanmalıdır.

  1. Daha sonra meme başları %70’lik alkol emdirilmiş pamuk ile ikinci kez dezenfekte

edilmeli, bu işleme uzak taraftaki meme lobundan başlanmalıdır.

  1. Her memeye tek kullanımlık kuru dönem preparatı verilmelidir.
  2. Kanül meme başına kısmen sokulmalı, mümkünse ucu kısa kanüller tercih edilmelidir.
  3. Antibiyotik uygulamasından sonra, meme başları teat dipping solüsyonuna daldırılmalıdır.

Resim. Kuru dönem tedavisinin uygulanışı. Kuru dönem tedavisi meme lobları boşaltıktan sonra ve hijyene özen gösterilerek yapılmalıdır, uygulamadan sonra mutlaka teat dipping uygulanmalıdır.

 

Kuru Dönem Tedavisinde Kullanılan Antibiyotiklerin Etki Spektrumu ve Patojenlerin Duyarlılığı

 

Kuru dönemde uzun süreli ve kalıcı mastitise yol açan mikroorganizmalar S. uberis, S. aureus ve diğer streptokoklardır. Bu dönemde yeni meme içi enfeksiyonlardan korunmak ve mevcut enfeksiyonu tedavi etmek için, dar spektrumlu antibiyotiklerin kullanımı tercih edilmelidir.

Aşağıda tabloda bazı mikroorganizmaların antibiyotiklere karşı duyarlılıkları gösterilmiştir.

 

  Gram Pozitif

Bakteriler

Beta-Laktamaz

S. aureus

Gram Negatif

Bakteriler

Penisilin/Penethemate +++
Ampisilin ++ +
Kloksasilin/Nafsilin +++ +++
Cephalonium ++ ++ ++
Cefquinome ++ ++ ++
Dihidrostreptomisin + ++ +++
Framisetin/Neomisin ++ ++ +++

Tablo. Bazı mikroorganizmaların antibiyotiklere karşı duyarlılık derecesi.

 

Kuru dönem tedavisinin başarısı; mastitise neden olan bakteri, enfekte inek sayısı, sürü büyüklüğü ve uygun ilacın seçimine bağlı olarak değişir. Bununla birlikte, yaşlı ve somatik hücre sayısı yüksek ineklerde, tedavi başarısı genellikle düşüktür.

 

 

Kuru Dönem Tedavisinde İlaç Seçiminin Önemi

 

Kuru dönem tedavisinde önemli bir başka nokta ise o işletmede mastitislerin etiyolojisi ve epidemiyolojisini ortaya koymak ve de antibakteriyel ilaç seçiminde bu verilerden yararlanmaktır. Tank sütü somatik hücre sayısı antibiyotik seçiminde yol gösterici olabilir. Tank sütü somatik hücre sayısı uzun süreli yüksek sürülerde mastitislere genellikle bulaşıcı mikroorganizmalar (başta S. aureus) neden olur. Bu bilgi dikkate alınarak seçim yapılabilir. Yada daha önce klinik mastitislerde yapılan bakteriyolojik kültür sonuçları kuru antibiyotik seçiminde yol gösterici olabilir.

 

Kuru Dönemde yeni Meme İçi Enfeksiyonları Nasıl Önlerim?.

 

Kuru dönemde yeni meme içi enfeksiyonları önlemenin en önemli yolu kuru dönem süresince meme başı kanalını kapatarak, mikroorganizmaların girişine engel olmaktır. Sağım olmadığı için sadece çevresel mikroorganizmalar yeni mastitisler açısından tehdit unsurudur. Bu mikroorganizmalar meme başı kanalı yoluyla girer. Eğer meme başı kanalını kapatırsam, bu grup mikroorganizmalar tehdit olmaktan çıkar.

Kuruya çıkarmayı izleyen ilk 2 hafta içinde, yeni meme içi enfeksiyon riski yüksektir. Bu dönemde mastitise neden olan mikroorganizmalar memeye, meme başı kanalından girmektedir. O nedenle kuru dönem başlangıcında meme başı kanalı kapatan maddelerin kullanılmasıyla, meme başı kanalında fiziksel bir bariyer oluşturulur, bu şekilde yeni meme içi enfeksiyon önlenebilir.

 

Resim. Meme başı deliğini dışarıdan kapatan maddelerin görünümü

Meme başını kapatan maddeler, eksternal ve internal uygulanmaktadır. Yapılan çalışmalarda meme başını dışarıdan kapatan maddelerin etkilerinin 4-9 gün arasında değiştiği, ortalama 6 gün sürdüğü belirtilmiştir. Bu maddelerin ömrü kısadır, meme başları kuru dönemin ilk ve son 10 gününde bu solüsyonlara daldırılmalıdır. Çünkü kuru dönemin ilk ve son 10 günü, yeni meme içi enfeksiyonlara karşı en duyarlı olunan dönemlerdir (eksternal meme başı kanalı kapatıcıları mutlaka kuru dönem tedavisi ile birlikte uygulanmalıdır).

Günümüzde yapılan birçok çalışma sonucunda ineklerin kuru dönemin ilk 2-3 (meme dokusunun involüsyonuyla paralel bir şekilde) ve doğum öncesi son 2 hafta (kolostrum yapımına paralel bir şekilde) yeni meme içi enfeksiyonlara karşı duyarlı olduğu açıklanmıştır (yeni meme içi enfeksiyonların %40-50’si kuru dönem sırasında şekillenmektedir).

Kuru dönemde yeni meme içi enfeksiyonlara karşı duyarlılığı artıran birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden en önemlileri;

 

  1. Sütün meme başı kanalını yıkayıcı etkisinin ortadan kalkması (sağım yapılmadığından),
  2. Kuru dönem başlangıcında ve sonunda süt veya kolostrum yapımından dolayı meme içi basınç artışına bağlı, meme başı kanalının kısmen açılması veya genişlemesi,
  3. Meme başı kanalının son bölümünün zarar görmüş olması ve
  4. Prepartum dönemde immun sistemin zayıflamasıdır.

 

Kuru dönemde meme başı kanalından bakteri girişini kolaylaştıran bir başka risk faktörü ise, meme başı kanalındaki keratin plak oluşumundaki yetersizlik veya gecikmedir. Yapılan bir çalışma sonucunda, meme başı keratin plağın kuruya çıkarılmadan 1 hafta sonra %50, 6 hafta sonrası ise %23 oranında, tam olarak şekillenmediği belirtilmiştir.

Kuru dönemde yeni meme içi enfeksiyonları önlemek için alınması gerekli önemli yönetsel önlemler; meme başına bakteri kolonizasyonunu azaltmak için çevrenin düzenlenmesi, aşı uygulaması (özellikle E. coli’ye karşı), negatif enerji dengesinin engellenmesi için besleme programı oluşturulması, peripartum dönemde immun sistemin güçlendirilmesine yönelik girişimler ve kuru dönem antibiyotik tedavisini kapsamaktadır. Kuru dönem tedavisi mevcut  subklinik enfeksiyonun ortadan kaldırılması ve yeni oluşacak mastitisi önleme açısından önemlidir.

Kuru dönem tedavisi, kuru dönemde yeni enfeksiyonları önlemede (bakterilerin meme içerisine girişini engellemede) her zaman etkili olmayabilir. Özellikle kuru dönemin başında antibiyotikler memede MIC konsantrasyona ulaşmadan önce, yeni meme içi enfeksiyonlar gelişebilir. Bununla birlikte, kuru dönem sonunda bazı antibiyotikler biyolojik ömrünü tamamlandığından, kuru dönem tedavisi yapılmasına rağmen, meme içi enfeksiyon şekillenebilir. Bu sakıncadan dolayı son yıllarda, meme başı kanalının son bölümüne bakteri kolonizasyonunu engelleyen önlemlere başvurulmaktadır. Bu yöntemlerin en önemlisi; meme başı kanalını içeriden ve dışarıdan kapatan kaplayıcı maddelerin (eksternal ve internal teat sealent) kullanılmasıdır.

Kuru dönemde eksternal teat sealantların kullanılması ile yeni meme içi enfeksiyonlar önlenebilmektedir. Meme başı kanalının kapatılması amacıyla kullanılan maddeler; lateks, akrilik veya diğer polimer bazlı film tabakalarıdır. Bu maddeler uygulandıktan sonra, meme başı deliğini dışarıdan bir film tabakası gibi kapatarak, bakterilerin meme başı kanalından girmesine engel olmaktadır.

 

Resim. Meme başı kanalını kaplayan maddelerin kullanılmasından sonra meme başı kanalının radyografik görüntüsü

Meme başı kanalını içerden kapatan maddelerin kullanımı son zamanlarda artmıştır. Bu preparatlarda parafin içinde bizmut subnitrat vardır, vizköz bir madde gibidir ve meme başından verildikten sonra meme başı sisternasının distal bölümünü kapatarak, meme başı kanalından mikroorganizmaların girişini önlemektedir.

 

Resim. Meme başı kanalını kapatan kaplayıcı maddenin yapısı, meme içine uygulanışı ve doğumdan sonra ilk sağımda memeden uzaklaştırılması

 

Meme başı kaplayıcılarının kullanımı sırasında meme başının temizliğine özen gösterilmelidir. Uygulamadan önce meme başı antiseptikli bir mendil ile iyice temizlenmeli, daha sonra kaplayıcı madde meme içine verilmelidir. Uygulama yapıldıktan sonra, meme başına masaj yapılmamalıdır (çünkü bu madde meme başı kanalında ve sinusunda kalmalıdır).

 

Resim. Meme başı kanalına kaplayıcı maddenin uygulanması

 

Bu madde süt içerisinde erimez ve antibakteriyel etkisi yoktur. Aynı zamanda sütte ve ette rezidüe problemi oluşturmaz. Meme başından uygulanan teat sealent yaklaşık 100 gün kadar memeye bakteri girişini önlemektedir.

Meme başı kanalını kapatan maddelerin doğumdan sonraki ilk sağımda önemli bir bölümü dışarı atılır. Fakat doğumu izleyen birkaç gün daha, süt içinde küçük parçalar halinde (pıhtı veya flakona benzerler) atılmaya devam eder. Bu konuda bilgisi olmayanlar, süt içindeki bu maddeleri, sanki pıhtıymış gibi değerlendirerek (klinik mastitis tanısı ile) tedaviye kalkışırlar.

Meme başı kanalını kapatanı maddelerin antibakteriyel etkileri olmadığı için, kuru döneme girişte enfekte meme loblarını tedavi edici etkileri de yoktur. Bu nedenle bu maddeler kuru dönem tedavisi ile birlikte uygulanmalıdır. Meme başı kanalını kapatan maddeler kuru dönem tedavisi ile birlikte kullanıldığında, yeni meme içi enfeksiyonlara karşı koruyucu etkileri, daha fazla olmaktadır.

Sonuç olarak, meme başı sisternasını kapatan maddeler kuru dönemin başı ve sonunda memeye bakteri girişini önlemede etkilidir. Kuru dönem tedavisiyle birlikte kullanıldığında, kuruya çıkışta mevcut enfeksiyonun tedavisi ve kuru dönemde olası yeni enfeksiyonlardan korunma da etkinlikleri artmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here