Ana Sayfa Koyun Ve Keçi Yetiştiriciliği Koyun ve Keçilerde Mastitis

Koyun ve Keçilerde Mastitis

337
0
Paylaş

Prof.Dr. Ayhan BAŞTAN

 

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı

Öğretim Üyesi

Türkiye tarımsal yapısı ve gelenekleri bakımından koyun ile keçi yetiştiriciliği için elverişli bir ülkedir.1 İkibin-ondört yılı TÜİK verilerine göre (bkz. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18851, Erişim tarihi:13.04.2014), ülkemizde küçükbaş hayvan sayısının bir önceki yıla göre %7,7 oranında arttığı, koyun sayısının 31 milyon 115 bin, keçi sayısının ise 10 milyon 347 bin olduğu belirtilmiştir. Aynı raporda toplam süt üretiminin 18 milyon 499 bin ton olduğu, bu miktarın %6’sını koyun sütü, %2,5’ini ise keçi sütünün oluşturduğu bildirilmiştir.

İneklerde olduğu gibi koyun ve keçilerde de meme sağlığı, süt verimi ve kalitesi üreticilerin karlılığı açısından büyük öneme sahiptir. Meme sağlığı, süt verimi ve kalitesini etkileyen en önemli faktör ise mastitistir.

 

Koyun ve Keçi Mastitislerinin Epidemiyolojisi

Küçük ruminantlarda klinik mastitislerin yıllık insidansı genellikle %5’in altında olmasına karşın, bu rakam sporadik olarak artış gösterebilmektedir. Koyun ve keçilerde subklinik mastitislerin görülme sıklığı %5-30 veya üzeri olarak bildirilmekte2,3, literatür taramalarında meme içi enfeksiyon (IMI) insidansı ile ilgili verilerin sınırlı olduğu görülmektedir.4

Koyun ve keçilerde birçok patojene bağlı mastitis şekillenmekle birlikte, bu patojenlerden en önemlisi Staphylococcus spp. bakterilerdir. Streptococcus spp., Enterobacteriaceae, E. coli, Klebsiella pneumonia, Pseudomonas aeruginosa, Mannheimia haemolytica, Corynebacteria spp., Mycoplasma agalactia, Serratia macrescens, Visna Maedi virus ve mantar gibi patojenler de küçük ruminantlarda mastitislere neden olabilmektedir.

Koyun ve keçilerde mastitislerde en sık (%25-93) izole edilen bakteri türü koagulaz negatif stafilokoklardır (KNS). İkinci sırada ise S. aureus (%3-37) (özellikle kronik olgularda-daha az şiddetli olgularda-) gelmektedir (Şekil 1). Koyunlarda en sık izole edilen KNS türleri sırasıyla, S. epidermidis, S. xylosus, S. chromogenes ve S. simulans’tır. Keçilerde ise bu türlere ilaveten S. caprae en yaygın KNS türlerinden birisidir.5

Listeria monocytogenes ve Salmonella spp. Baktaeriler küçük oranlarda da olsa kronik ve subklinik meme içi enfeksiyonlara neden olabilmekte, bu yönüyle de küçük ruminant işletmelerinde meme sağlığı açısından önem taşımaktadır.5

Mikoplazmaların neden olduğu bulaşıcı agalaksiya sendromunda mastitis haricinde farklı semptomlarda görülmektedir ve bazı yazarlar tarafından da koyun ve keçilerde meme içi enfeksiyonların etiyolojisinde Mycoplasma spp. mikroorganizmalar pek dikkate alınmamaktadır. Oysa, bu patojen süt veriminde azalma ve süt somatik hücre sayısı (SHS)’nda artışa neden olmaktadır. Mycoplasma spp. mikroorganizmalar sürülerde, mortalite, sürüden çıkarma ve süt kalitesi üzerine olumsuz etkisi nedeniyle önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır.4,6

Visna Maedi virus koyunlarda meme bezinde yaptığı değişikliklerin yanı sıra progresif pnömoni ve kilo kaybına neden olmaktadır. Bu virusun neden olduğu mastitislerde meme sert ve dolu gibi gözükür fakat memeden çok miktarda süt çıkar.

Ülkemizde koyunlarda mastitislerden sorumlu patojenlerin tesbitine yönelik bir çalışmada, mastitisli sütlerde birincil etken olarak S. aureus’un (%57,3) izole edildiğini, Pir Yağcı ve Kaymaz8 ise yaptıkları bir çalışmada en sık izole edilen bakterilerin koagulaz negatif stafilokoklar olduğunu bildirmişlerdir. Bir diğer çalışmada9 ise, mastitisli süt örneklerinden koagulaz pozitif stafilokok (%64), E. coli (%20), Serratia marcescens (%4), A. pyogenes (%1), Citrobacter freundi (%1) ve P. haemolytica izole edildiği rapor edilmiştir.

Duralıoğlu ve ark.10, Saanen keçilerinde önemli mastitis patojenlerinin tesbitine yönelik yaptıkları bir araştırmada, enfekte meme loblarından alınan örneklerin %66,48’inde KNS, %32,97’sinde ise S. aureus izole ettiklerini bildirmişlerdir. Bizim yaptığımız bir çalışmada (henüz yayınlanmamış), Saanen keçilerinde kuruya çıkarma esnasında meme içi enfeksiyon oranının %4,7 olduğu ve enfekte meme loblarının %57,1’inin KNS ve %42,9’unun ise S. aureus ile enfekte olduğu belirlenmiştir.

 

Subklinik Mastitisin Süt Verimi ve Kalitesi Üzerine Etkisi

Bir grup araştırıcı yapmış oldukları iki ayrı çalışmada, koyun11 ve keçilerde12 KNS’ye bağlı mastitislerin süt verimi ve yapısı üzerine etkilerini araştırmak için bir meme lobunu KNS ile enfekte etmişler, daha sonra KNS ile enfekte ve sağlıklı meme loblarının süt verimi ve bileşenlerini karşılaştırmışlardır. Araştırıcılar mastitisli meme loblarında süt veriminin azaldığını, SHS’nın arttığı ve sütün bazı bileşenlerinin oranının azaldığını belirtmişlerdir.

 

Tablo 1. KNS’ye bağlı subklinik mastitislerin süt verimi ve karakteristiği üzerine etkisi (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Koyun11 Keçi12
Sağlıklı meme lobu Enfekte meme lobu Sağlıklı meme lobu Enfekte meme lobu
Süt verimi 0,76 kg 0,36 kg 0,98 kg 0,69 kg
SHS (hücre/mL) 311,000 4,999,000 417,000 1,750,000
Yağ g/L 64,9 61,7 38,9 38,8
Protein g/L 58,5 53,5 34,2 35,0
Kazein (mg/mL) 45,9 40,5 28,1 28,2
Peynir altı suyu (g/L) 11,9 12,8 6,1 6,8
Curd Yield 30.1 g/milking 13.9 g/milking 232 g/L 208 g/L
Pıhtılaşma süresi (saniye) 413 909 167 295

 

Koyun Keçilerde Mastitislerin Klinik Özellikleri

Koyun ve keçilerde birçok bakteri hem klinik hem de subklinik mastitise, S. aureus, Pasteurella hemolytica ve çeşitli mantarlar ise genellikle klinik mastitislere, Bluebag mastitis olarak adlandırılan tabloya ise (şiddetli klinik mastitis, sert, şişkin ve soğuk meme lobu) genellikle Pasteurella hemolytica ya da S. aureus neden olmaktadır. Koagulaz negatif stafilokoklar süt ineklerinde minör mastitis patojenleri olarak tanımlanmaktadır, oysa bu patojenler koyunlarda subklinik mastitislerde en sık izole edilen mikroorganizmalar olup, bu türlerde önemli mastitis patojeni olarak kabul edilmektedir.13,14,15,16,17 Koagulaz negatif stafilokoklar ve diğer patojenlerin neden olduğu subklinik mastitislerde, SHS değişik derecelerde artmaktadır.16,18 Corynebacterium spp., Streptococcus spp., Enterobacteria spp., S. aureus ve mantar gibi diğer patojenlerde koyunlarda subklinik mastitislere neden olabilmektedir. Koyunlarda maya-mantar mastitisleri ise çoğunlukla hijyenik olmayan meme içi tedaviler sonrasında şekillenmektedir (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Koyunlarda meme içi enfeksiyon insidansı erken laktasyon döneminde daha yüksek olmakla birlikte, postpartum dönem ortalarında da subklinik enfeksiyonlara rastlanmaktadır. Ancak, koyunlarda KNS ile subklinik enfeksiyonlar diğer patojenlerin neden olduğu subklinik mastitislere (mantar enfeksiyonları hariç) oranla daha fazla kronikleşmektedir (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Yapılan araştırmalarda koyunlardakine benzer şekilde, keçilerdeki subklinik mastitislerin önemli bölümünün KNS kaynaklı olduğu açıklanmıştır.5,19,20

Koyun ve keçilerde erken laktasyon döneminde KNS kaynaklı meme içi enfeksiyonlarda spontan iyileşme oranı %50 civarındadır ve enfekte hayvanların yaklaşık %25’i doğumdan sonraki 6. haftaya kadar enfekte kalabilmektedir.20 Araştırmacılar enfekte meme loblarında SHS’nın sağlıklı meme loblarına göre daha yüksek olduğunu bildirmektedirler.20 Keçilerde subklinik mastitislerde sıklıkla Corynebacteria spp., Streptococcus spp. ve S. aureus gibi diğer patojenler izole edilmektedir.

Keçilerde klinik mastitislere ise genellikle S. aureus, Streptococcus spp. veya mantar gibi patojenler neden olmaktadır. Dünyanın pek çok bölgesinde çeşitli Mycoplasma spp. mikroorganizmalara bağlı meme içi enfeksiyonlar görülse de, uzun süre SHS yüksek hayvanlarda bu patojene bağlı bir mastitis olabileceği akla gelmelidir (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

 

Koyun ve Keçilerde Mastitis için Risk Faktörleri

Meme başı hasarları ve lezyonları, meme içi enfeksiyonlar açısından önemli faktörlerdir.21,22 Bunun dışında şekil bozukluğu olan memeler23, soğuk hava24, hayvanın yaşı25, ani sütten kesme24, sağım makinası24, laktasyon dönemi ile süt verim düzeyi21,26,27 ve hayvanın yaptığı doğum sayısı13,21,28 mastitise predispozisyonu artıran diğer önemli faktörlerdir.

 

Koyun ve Keçi Mastitislerinde Tanı

Klinik Mastitislerin Tanısı

Akut ve perakut mastitisler genellikle hayvan sahipleri tarafından kolaylıkla teşhis edilebilmektedir. Bu olgularda lokal semptomlar (memede renk değişiklikleri, şişkinlik, ağrı vb.) memenin (ve lenf yumrularının) palpasyonu ve inspeksiyonu ile tespit edilebilmektedir.2 Sütün fiziksel muayenesinde (ön süt muayenesi) renk değişikliği, sulanma, flakon veya pıhtılar görülebilir. Bu yöntem klinik mastitislerin önceden belirlenmesinde oldukça etkili bir yöntemdir.29 Ancak küçük ruminantlarda ön süt muayenesi uygulaması pek yapılmamaktadır.2

İnspeksiyon ve palpasyon ile kronik mastitislerin (memede asimetri, sklerozis, apse oluşumu gibi) teşhisi, tedavi uygulanacak veya sürüden çıkarılacak hayvanlar belirlenebilir. Bu teşhislerin en azından laktasyon dönemi başında ve sonunda sistematik olarak yapılması gerekir.2

 

California Mastitis Test (CMT)

California Mastitis Test, sütteki hücre sayısını indirekt saptayan bir testtir. CMT süt somatik somatik hücre sayısında rakamsal bir sonuç vermez ancak, süt içerisindeki somatik hücre sayısının yüksek veya düşük olduğu konusunda subjektif bir fikir verir (Tablo 2). California Mastitis Testi’nde somatik hücrelerin çekirdeklerindeki DNA ile reaksiyona giren deterjanlı bir ayıraç kullanılmaktadır. Bu ayıraç DNA’ları birbirlerine yapıştırıp, jel kıvamı oluşmasına yol açmaktadır.29

 

Tablo 2. Koyun (Bkz. Menzies, P., Jansen, J., Fitzpatrick, C., Foran, M., Wilman, P., Taylor, V. (2013). How Do We Detect Mastitis in An Individual Sheep. In: A Guide to Udder Health for Dairy Sheep. Erişim Adresi: http://www.uoguelph.ca/~pmenzies/Dairy_Sheep/Pdf/II-5_Detect%20Individual.pdf, Erişim tarihi: 09.03.2015) ve keçilerde (Bkz. Escobar, E. N. 1999. Somatic Cells in Goat Milk. Pages 110-114 in Proc. 14th Ann. Goat Field Day, Langston University, Langston, OK) CMT skorunun değerlendirilmesi.

CMT Skoru Görünen Reaksiyon SHS Aralığı (ml’deki hücre)
Negatif (N) Karışım sıvı olarak kalır.

Tortu yoktur.

0 – 200.000
Şüpheli (T) Çok az tortu vardır, hareketin devamlılığında kaybolur. 150.000-500.000
1 Belirgin tortu vardır fakat jel formu yok. 400.000-1.500.000
2 Karışım aniden kalınlaşır, ortaya doğru çekilir. 800.000-5.000.000
3 Jel formu oluşur ve yüzey bombe yapar. >5.000.000

 

Koyunlarda CMT, mastitis teşhisinde kullanılabilecek ucuz ve kolay bir tanı yöntemi olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle de SHS’ndaki değişiklikleri takip edebilmek için bu testin sağım öncesi yapılması önerilmektedir. Ancak testi yapan kişinin sonuçları yorumlamada güçlük çekmesi, bu tekniğin kullanımını kısıtlamaktadır. Bu nedenle doğru değerlendirme için daha kolay ve kesin kriterlerin belirlenmesi gereklidir.2 Bu amaçla yapılan çalışmalarda,30,31 koyunlarda subklinik mastitis teşhisinde CMT +1 skorunun ideal eşik değer olduğu belirtilmiştir.31

Persson ve Olofsson,32 koyunlarda olduğu gibi keçilerde de CMT’nin mastitis teşhisinde kullanılabilecek ucuz ve kolay bir tanı yöntemi olduğunu, mastitis teşhisinde CMT skorunun +2 ve üzeri olması gerektiğini belirtmişlerdir.

 

Somatik Hücre Sayımı

Somatik hücreler, vücudun doğal savunma sisteminin bir parçasıdır. Süt somatik hücre sayısındaki değişiklik, meme içi enfeksiyon veya bağışıklık sistemini uyaran yangısal tepkinin göstergesidir. O nedenle mastitisli ve sağlıklı meme loblarını birbirinden ayırt etmek için, süt somatik hücre sayımından faydalanılmaktadır.29

 

Table 2. Enfekte ve sağlıklı memelerden alınan sütlerdeki hücre tiplerinin dağılımı.33,34,35 (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Memenin durumu Keçi sütü Koyun sütü
PMN % Sağlıklı %45-74 %2-28
Subklinik Mastitis %71-86 %50-90
Makrofaj % Sağlıklı %15-41 %46-84
Subklinik Mastitis %8-18
Lenfosit % Sağlıklı %9-20 %11-20
Subklinik Mastitis %5-11
Epitel hücreleri % Sağlıklı %1-6 %1-2
SHS (x1,000) Sağlıklı 270-2,000 185
Subklinik Mastitis 650-4,200 1,445

 

Koyun sütündeki somatik hücreleri oluşturan hücre tipleri ve oranları, ineklerle benzerlik göstermektedir ve bu nedenle ineklerde SHS belirlemede kullanılan metotlar koyunlar için de geçerlidir. Koyunlarda SHS’nın değerlendirilmesi, meme içi enfeksiyonların tanısında etkin bir yöntemdir.18,36 Enfekte olmayan meme loblarında SHS genellikle 200.000-400.000 hücre/ml veya daha azdır.5 Somatik hücre sayısının eşik değerin üzerine çıkması, genellikle mastitisin sonucudur. Oysa enfekte olmayan meme loblarından alınan sütte, SHS 100.000 hücre/ml’den azdır.18

İnek sütüne kıyasla keçi sütü, apokrin salınım nedeniyle lökositlerden ayrı olarak daha fazla sayıda sitoplazmik partiküller ve epitel hücre içermektedir.5 Bu nedenle keçilerde somatik hücre sayısının tespitinde hangi yöntemin kullanıldığı (Coulter, Fossomatik, direkt mikroskop) önemlidir. Keçi sütlerinde SHS ölçümü için fluoro-optik elektronik hücre sayımı, Fossomatik gibi DNA spesifik metotlar kullanılmalıdır. Direkt mikroskobi ile ölçümde ise preparatlar Pyronin Y-metil ile boyanmalıdır.34 (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Keçilerde SHS değerlendirilirken; doğum sayısı, emzirme, ırk ve östrus dönemi dikkate alınmalıdır. Genellikle enfekte meme lobundan alınan süt içindeki SHS değerleri > 500.000 hücre/ml (laktasyonun ilk 90 günü) ve > 1.000.000 hücre/ml (laktasyonun ileri dönemleri)’dir, geç laktasyon döneminde sağlıklı süt keçilerinde SHS 1 ml sütte 1.000.000’dan fazladır. Amerika Birleşik Devletleri, ticari standart olarak keçi sütlerindeki asgari SHS’nı 1.000.000/ml olarak kabul etmektedir.37

 

Bakteriyolojik Muayene

Mastitis teşhisinde bakteriyolojik kültür yöntemi “altın standart” olarak kabul edilmektedir.38 Bakteriyolojik kültür mastitise neden olan patojenlerin izolasyonu için en uygun teşhis yöntemidir. Süt örneklerinde bakterinin izolasyonu ve yeterli bakteri koloni üremesinin saptanması, mastitise neden olan patojenin belirlenmesi için yeterlidir.4 Mastitis oranı yüksek sürülerde, fazla sayıda enfekte hayvandan çok sayıda süt örneğinde tekrarlı bakteriyolojik muayene yapılması yerine bazı hayvanlardan alınan örneklerde bakteriyolojik muayenenin yapılması, maliyetin azaltmasına ve bu işletmelerde mastitis kontrol programlarının benimsenmesine yardımcı olabilir. Bu durumun aksine günümüzde ekonomik ve pratik nedenlerden dolayı meme içi enfeksiyonların tanısında genellikle sadece bir tek süt örneği kullanılmaktadır.4 Ancak mastitis kontrol programları ve enfekte hayvanlara uygulanan tedavi etkinliğinin izlenmesi için tekrarlı bakteriyolojik muayenenin yapılması gerekmektedir.39

 

Koyun ve Keçi Mastitislerinin Tedavisi

İneklerin mastitislerinin tedavisinde olduğu gibi, küçük ruminantlarda da klinik mastitislerin tedavisi için özel protokoller oluşturulmalıdır (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO). İnekler için geliştirilen protokollerin40 aksine, günümüzde küçük ruminantlarda mastitis tedavisi için detaylı protokoller pek yoktur. Ancak mastitis tedavisi için en kısa sürede tedaviye başlanması kritik öneme sahiptir. Bu nedenle hastalığın ilk belirtileri tespit edilir edilmez, tedaviye başlanmalı ve tedavi etkili bir antibiyotikle sürdürülmelidir.41 Çünkü mastitis ile birlikte meme bezinde hızla hasar şekillenir, oluşan histolojik lezyonlar enfeksiyondan sonraki 2 gün içinde belirgin hale gelir, bu durum gelecek dönemde süt verimini önemli oranda etkiler.42

Koyun ve keçilerde mastitis tedavisinde etkili antibiyotikler kullanılmalıdır. Bu nedenle mastitise neden olan patojenin belirlenmesi önemlidir. Patojenlerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesini önlemek için tedavi patojene etkili ve dar spektrumlu bir antibiyotik ile yapılmalıdır. Bu sebeple antibiyotik seçiminden önce patojen ve antibiyotik duyarlılık profilinin belirlenmesi önemlidir.43 Ancak bu yaklaşım, tedavinin en kısa sürede başlanması gerekliliği ve bakteriyolojik muayene için zamana ve laboratuvara ihtiyaç duyulması gibi dezavantajlar nedeniyle her zaman mümkün olmamaktadır. Ayrıca bu yaklaşım ek bir maliyet getirmektedir. Bu nedenle çoğunlukla patojen belirlenmeden geniş spektrumlu bir antibiyotik ile tedaviye başlanmaktadır.43 Kör tedavi denilen bu uygulama yapılacak olsa bile, patojen ve antibiyotik duyarlılık profilinin belirlenmesi için örnekleme mutlaka yapılmalıdır. Tekrarlanan örneklemeler ile sürüdeki patojen tipi belirlenebilir, bu bilgiler tedavi ve korunma açısından değerlidir.44

Koyun ve keçilerde mastitislerin tedavisi için antibiyotikler meme içi, parenteral veya ikisinin kombinasyonu ile yapılabilmekle birlikte, daha çok meme içi yol önerilmektedir. Ancak iki farklı tedavinin etkinliğinin karşılaştırıldığı bir çalışma bulunmamaktadır. Koyun ve keçiler için lisanslı az sayıda meme içi antibiyotik preparatları mevcuttur. Bu preparatlar ülkemizde yoktur. Bu nedenle koyun ve keçi mastitislerinin tedavisi için meme içi yolla antibiyotik uygulanacaksa, ineklerde kullanmak için geliştirilen ruhsatlı ürünler tercih edilmeli ve her meme yarımına bir tüp antibiyotik verilmelidir.45

Meme içi antibiyotik uygulaması sırasında yapılan uygulama hataları tedavinin başarısız olmasına neden olabilir. En yaygın uygulama hataları; (1) meme içine antibiyotik uygulamasından önce meme başı temizliği ve dezenfeksiyonunun yetersiz yapılması (bu durum yeni patojenlerin meme içine girmesine ve enfeksiyonun şiddetlenmesine40 yol açabilir), (2) meme içi antibiyotik tüplerinin (inek için lisanslı ürünler) yarım tüp olarak uygulanmasıdır (koyun ve keçi meme loblarının ineğe oranla daha küçük olması nedeniyle daha az miktarda antibiyotik uygulamasının yeterli olacağı görüşü vardır, ancak bu durum yetersiz doz uygulanmasına, bu nedenle de bakterinin direnç geliştirmesine olanak sağlar). Bazı kişiler tarafından parenteral uygulama (im., iv., sc.) için üretilen preparatların meme içi yolla uygulandığı bilinmektedir. Bu tür uygulamalar etkisiz olmasının yanı sıra, meme gibi son derece hassas bir organ için çok zararlı olduğu gibi, hayvan için de riskli olabilmektedir.45

Parenteral antibiyotik uygulamasının meme içi antibiyotik uygulaması ile kombine kullanılması gerektiği durumlar söz konusu olabilir. Bu durumlar; (1) enfeksiyon seyrinin hızlı olduğu veya sistemik semptomların da olduğu durumlar (bu durumda enfeksiyonu takip eden bakteriyemi yalnız meme içi antibiyotik uygulaması ile tedavi edilemez), (2) uzun süredir devam eden subakut mastitisler (bu durumda yangıya bağlı doku döküntüleri meme kanal sisteminde tıkanmaya yol açar, bu durumda meme içi verilen antibiyotik meme dokusunda yeterli düzeyde ulaşamaz), (3) meme içi antibiyotik uygulaması ile tedavi edilemeyen apse şekillenen olgulardır.

Koyun ve keçilerde mastitislerin tedavisi için parenteral kullanılan antimikrobiyel ajanlar arasında, sülfonamidler, penisilinler, aminoglikozidler ve ilk kuşak sefalosporinler enjeksiyondan sonra meme bezine kolayca penetre olamazlar, oysa makrolidler, trimetoprim, tetrasiklinler ve fluorokinolonlar meme bezinde çok iyi dağılma özelliğine sahiptirler.41,45

Klinik mastitislerin (yüksek ateş ve iştahsızlık) tedavisinde destekleyici tedavi yapılmalıdır. Bu amaçla non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar ve sıvılar verilmelidir. Anti-enflamutuvar ilaçlar klinik mastitisin belirtilerini hafifletmede etkilidir.45,46,47

Koyun keçilerde mastitislerin tedavisi her zaman başarılı olmamaktadır. Tedavi başarı şansını etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörler; (1) tedaviye geç başlanması, (2) yanlış/etkisiz antibiyotik uygulaması (Örn. mastitise neden olan patojenlere karşı etkisiz/uygun olmayan ilaç kullanımı), (3) uygulama yolu yanlışlıkları (Örn. parenşim doku içerisinde apse oluşumu (meme içi uygulanan antimikrobiyal ajanın patojene ulaşamaması/yetersiz ulaşması), (4) klinik belirtileri ortadan kalkması ile tedavinin sonlandırılması (klinik belirtilerin ortadan kalkması tüm patojenin memeden uzaklaştırması anlamına gelmez), (5) yetersiz doz uygulanması (Örn. meme içi tüplerin yarım uygulanması), (6) ilacın son kullanma tarihinin geçmesine bağlı, antibakteriyel etkinliğinin azalması, (7) kontamine ilaçların kullanılması, (8) meme içine ilaç uygulama sırasında meme başı temizliği ve dezenfeksiyonunun iyi yapılmaması – bu durum meme başı deliği etrafındaki birçok patojenin meme başı kanalıdan girmesine neden olabilir.45

 

Mastitislerden Korunma

Koyun ve keçilerde sağım makinesi ve sağımhane için gerekli optimal koşulların oluşturulması, mastitisten korunma bakımından önemlidir.49 İneklerde uygulanan sağım ve sağım hijyeni prosedürleri, koyun ve keçiler için de uygulanmalıdır. Çünkü KNS gibi fırsatçı patojenlere bağlı mastitisler, sağım veya sağım hijyeni konusundaki aksaklıklara/eksikliklere bağlı şekillenmektedir. Koagulaz negatif stafilokok kaynaklı mastitislerin kontrolü için sağım prosedürü oluşturulmalı, sağım makinelerinin vakum düzeyi, pulzasyon oranı, vakum rezervi gibi bileşenlerin düzenli olarak kontrol ve bakımları yapılmalıdır.4 Benzer şekilde sağım ekipmanlarını temizlemek için kullanılan suyun kalitesi, P. aeruginosa kaynaklı meme içi enfeksiyonları önlemek için etkilidir.4,50

Meme başı dezenfeksiyonunun ineklerde çeşitli patojenlere bağlı (özellikle KNS) yeni meme içi enfeksiyonları önlemede etkili olduğu bilinmektedir. Mastitis oranı yüksek koyun ve keçi sürülerinde sağım sonrası meme başı dezenfeksiyonuna özen gösterilmelidir2,3,34 ve bu yaklaşım bu türlerde yeni meme içi enfeksiyonları önlemede en etkili yöntem olarak kabul edilmektedir.4

Duralıoğlu ve ark.10, Saanen ırkı keçilerde sadece sağım öncesi ve sonrası uygulanan meme başı dezenfeksiyonunun yeni meme içi enfeksiyonlar ile süt kalitesi üzerine etkisini araştırmışlar, çalışma sonucunda sağım öncesi ve sonrası meme başı dezenfeksiyonunun süt somatik hücre sayısında azalmaya neden olduğunu ve yeni meme içi enfeksiyon oranını azalttığını bildirmişlerdir.

Sağım öncesi meme başları yıkandıktan veya daldırma solüsyonuna daldırıldıktan sonra mutlaka çok şekilde kurulanmalıdır. Meme başı ıslak kaldığında çevresel mastitis patojenlerine (özellikle P. aeroginosa) bağlı meme içi enfeksiyon riski artmaktadır50.

İneklerde kuru dönem tedavisi, mastitis kontrol programlarının önemli bir parçasıdır ve bu dönem meme sağlığı açısından oldukça kritiktir. Kuru dönem tedavisinde amaç; kuru dönem başlangıcında var olan ve kuru dönem süresince oluşabilecek yeni meme içi enfeksiyonların önlenmesidir.29 Kuru dönem tedavisinin koyun ve keçilerde de meme içi enfeksiyon oranını azaltmada etkili olduğu saptanmıştır.51,52 Bu bilgilere ek olarak kuru dönem tedavisinin, kuru dönemde oluşan/oluşabilecek meme içi enfeksiyonların önlenmesinde ve doğum sonrası klinik mastitis oranının azaltılmasında etkili olduğu, izleyen laktasyon döneminde süt veriminde artışa neden olduğu bildirilmiştir.53,54 Yapılan bir çalışmada (bkz. Baştan, A., Cengiz, M., Darbaz, İ., Bulut, G., Salar, S., Acar, D.B. (2013). Saanen keçilerde kuru dönem antibiyotik ve meme başı kanalı kaplayıcılarının süt somatik hücre sayısı üzerine etkisi. V. Veteriner Doğum ve Jinekoloji Kongresi (Uluslararası katılımlı), 31 Ekim-3 Kasım 2013, Antalya-Türkiye), kuruya çıkarma zamanı bir grup Saanen ırkı keçiye kuru dönem tedavisi ve bir başka gruba kuru dönem tedavisi ile birlikte meme başı kaplayıcıları uygulanmış, diğer gruba ise herhangi bir uygulama yapılmamış, kontrol grubu olarak tutulmuştur. Çalışma sonucunda kontrol grubuna oranla kuru dönem tedavisi ve kuru dönem tedavisiyle birlikte meme başı kaplayıcıları kullanılan grupta SHS’nin izleyen laktasyon döneminin ilk 5 ayında anlamlı düzeyde düşük olduğu saptanmıştır. Araştırıcılar çalışma sonucunda kuru dönem tedavisinin önemine dikkat çekmişlerdir.

Laktasyon dönemindeki mastitislerin tedavisinde olduğu gibi kuru dönem tedavisinden önce bakteriyolojik muayenenin yapılmasıyla duyarlı antibiyotiğin belirlenmesi, etkili antibakteriyel ajanın seçilmesi için önemlidir. Antibiyotik duyarlılık test sonuçları tedaviye en üst düzeyde yanıt alınabilmesi için bakımından önemlidir.45

Mastitislerden korunmak için dikkat edilmesi gerekli bir diğer nokta da, patojenlerin subklinik enfekte hayvanlardan sağlıklı hayvanlara bulaşmasıdır. Bu nedenle sağım hijyeni, sağım ekipmanları ile makinesinin temizlik ve dezenfeksiyonuna dikkat edilmelidir. Ayrıca kronik enfekte hayvanların belirlenerek, ivedilikle sürüden çıkarılmalı veya en son sağılmalıdır. Bu yaklaşım sağlıklı hayvanlara patojenin bulaşma riskini azaltmak için önemlidir.55 (Bkz. Ruegg, PL. (2011). Mastitis in small ruminants. Annual Conf. Am. Assoc. Bovine Practitioners, Small Ruminant Session: Sept 22-25, 2011, St. Louis MO).

Gangrenli mastitis insidansının yüksek olduğu işletmelerde ise koyun ve keçilere bu amaçla geliştirilmiş aşı kullanılmalıdır. Özellikle  S. aureus kaynaklı mastitis insidansı yüksek sürülerde klinik semptomların azaltması için aşı kullanılmasının gerekli olduğu (yeni meme içi enfeksiyonları önlemedeki yetersizliğine rağmen) bildirilmektedir.4 Koyunlarda S. aureus kaynaklı mastitislere karşı aşılamanın etkili olduğu bildirilmiştir.56,57 Yapılan bir çalışmada58 ise, S. aureus ve S. simulans kaynaklı mastitislerde aşılamanın klinik mastitislerin prevalansını azalttığı, subklinik mastitisler üzerinde ise herhangi bir etkisinin olmadığı saptanmıştır. Ancak küçük ruminantlarda mastitisten korunmada aşılamanın etkinliği konusunda tatmin edici sonuçlar ve bilgiler yoktur.4,5

Mycoplasma agalactiae koyun ve keçilerde bulaşıcı agalacta denilen hastalığa neden olmaktadır, bu nedenle ekonomik açıdan önemlidir. Bulaşıcı agalactia’ya küçük ruminantlarda dünyanın her bölgesinde rastlanır, hastalık özellikle Akdeniz bölgesindeki koyun ve keçi sürülerinde daha yaygındır.

Mycoplasma agalactiae koyun keçilerde memedeki değişikliklerin yanı sıra septisemi, artritis, pnömoni ve keratokonjiktivitis’e neden olmaktadır. Bu hastalığa yakalanmış hayvanlar kolostrum yoluyla etkeni kuzu ve oğlaklara da bulaştırmaktadır. Etken birçok vücut sekreti yoluyla hızlı bir şekilde diğer hayvanlara bulaşır. O nedenle acilen sağlıklı hayvanlara etkenin bulaşmasını önleyecek önlemlere baş vurulmalıdır. Bu önlemlerden birisi etkene karşı geliştirilen canlı veya ölü aşıların kullanılmasıdır. Aşılar ölü ve canlı agalaksiya aşıları diye ikiye ayrılmaktadır. Her iki aşı çeşidi koyun ve keçilerde kullanılabilir. Aşı uygulandıktan sonra salgısal ve hücresel savunma sistemi uyarılır. Bu şekilde patojene karşı bağışıklık oluşur. Fakat oluşan bağışıklık süresi; aşının hazırlandığı suşa, adjuvanta, aşının dozuna, uygulama yoluna ve hayvanın fizyolojik durumuna göre değişmektedir.

Ölü aşıların herhangi bir yan etkileri yoktur, fakat oluşturdukları bağışıklık süresi canlı aşılara göre daha kısadır. Bu aşılar 1 aylıktan büyük koyun ve keçilere (gebeler dahil) 6 ayda bir uygulanmalıdır. Aşılama için en uygun zaman, koç katımı öncesidir. Aşı uygulandıktan sonra 6 ay bağışıklık sağlamaktadır.

Canlı aşılar, ölü aşılara göre çok daha iyi ve uzun süreli bir bağışıklık sağlamaktadır. Fakat canlı aşılar yapıldıktan geçici bir süre sonra süt yoluyla bu patojen atılmaya başlar ve geçici enfeksiyon şekillenebilir. Bu durum canlı aşıları için bir dezavantajdır.

Son zamanlarda koyun ve keçilerde mastitislerden korunmak amacıyla yeni bir aşı üretilmiştir. Koyun ve keçilerde en önemli mastitis patojenleri S. aureus ve koagulaz negatif stafilokoklardır. Bu aşının S. aureus ile koagulaz negatif stafilokokların neden olduğu subklinik mastitisleri önlemede ve somatik hücre sayısını azaltmada etkili olduğu belirtilmektedir.

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here