Ana Sayfa Sığır Yetiştiriciliği PROLAPSUS VAGİNA

PROLAPSUS VAGİNA

484
0
Paylaş

Prof.Dr. Ayhan Baştan

Ankara Üniversitesi veteriner Fakültesi

Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı

İNEKLERDE PROLAPSUS VAGİNA

            Prolapsus vagina ve vagina inversiyonu inek, manda ve koyunlarda sıkça karşılaşılan bir sorundur. Özellikle bu olgu gebeliğin son son ayında sık şekillenmektedir. Prolapsus vaginaya genellikle gebelerde nadiren de de gebe olmayan (östrus döneminde, follikül kistlerde veya fitoöstrojenlerin aşırı miktarda alındığı durumlarda) koyun ve ineklerde  rastlanmaktadır.

Gebeliğe bağlı şekillenen prolapsus vagina, gebeliğin son 1/3’lük döneminde artan östrojen ve relaksin hormonunun pelvik ligament ve vagina etrafındaki yumuşak dokularda neden olduğu relaksasyonun sonucudur. Bu dokulardaki gevşemeyle birlikte, gebe uterusun neden olduğu abdominal basınç artışının, prolapsus vagina için predispoze faktörlerden biri olduğu düşünülmektedir. İntraabdominal basınç artışına neden olan diğer faktörler ise intraabdominal yağlanma, rumen gerginliği, fötusun büyük olması veya birden fazla fötusun varlığı ve ahırların eğimli olmasıdır. Bu faktörlerin yanısıra hipokalsemi ve meraların yonca gibi bitkilerce zengin olması da beslenmeye ilişkin faktörler olarak kabul edilmektedir. Ayrıca inek ve koyunlarda prolapsus vaginanın etiyopatogenezinde bazı kalıtsal faktörlerinde rolü olduğu düşünülmektedir.

Prolapsus vagina vestibulovaginal kavşağın sanki bir vaginal kıvrımmış gibi ön bölümden başlar. Nadiren tam prolapsus vagina olgularında cerviks uteri de vulva dudakları arasından görülür.

Prolapsus vagina çok acil bir durum değildir. Eğer kitle kısa süre içinde reddedilmezse vagina ödemleşir ve konjesyone olur. Bu nedenle yaralanmaya müsaittir (özellikle anestezi uygulanmadan reddetme sırasında).

Prolapsus uterinin bir komplikasyonu olarak prolabe olan vagina içine idrar kesesi girebilir. Bu durumda üretrada obsturüksiyon şekillenir, idrar kesesi iyice gerilir ve yırtılabilir. İdrar kesesi dışında barsaklar ve uterus ta prolabe vaginal kitlenin içinde yer alabilir. Bazen vagina duvarında kendiliğinden yırtıklar oluşur, yırtıktan barsak, idrar kesesi veya uterus fıtıklaşabilir.

Prolapsus vagina olgularında vulva dudakları arasından pembe renkli voleybol topuna benzer bir kitle sarkar.

Nedenleri

Prolapsus vagina sıklıkla inek ve koyunlarda, çok nadir olarak da keçilerde şekillenmektedir. Olgunun etiyolojisinde genetik, beslenme ve hormonal faktörler rol oynamaktadır. Bu faktörlerle birlikte prolapsus vaginanın daha bilinmeyen birçok nedeni vardır.

Prolapsus vagina sıklıkla gebelin son döneminde şekillenmektedir. Gebeliğin son döneminde şekillenen hormonal değişikliklerin, vagina prolapsusunu kolaylaştırdığına inanılmaktadır.

Gebeliğin son döneminde plasenta kaynaklı östrojen konsantrasyonu artmakta, östrojen ve diğer bazı hormonlar genital organları doğuma hazırlamaktadır. Östrojen ve relaksin gebeliğin son günlerinde pelvis ligamentlerini ve etraf dokuları gevşetmektedir.

Prolapsus vagina gebelikte vaya postpartum ilk birkaç gün içinde şekillenebilmektedir. Çünkü plazma östrojen konsantrasyonu gebeliğin son 14 gününde 500 pg/ml iken, doğum zamanı 2660 pg/ml’ye çıkar ve doğumdan 5 gün sonrasına kadar 250 pg/ml civarında seyreder.

Araştırmacılar progesteronun da prolapsus vaginanin etiyolojisinde rolü olduğunu, progesteron konsantrasyonu düştüğünde, prolapsus vagina olgularının daha sık şekillendiğini ve progesteronun ineklerde prolapsus vaginaya karşı koruyucu etki yaptığı belirtmektedir.

Sonuç olarak östrojenin prolapsus vaginada rolü bulunmaktadır. Östrojen, pelvis ligamentleri ve etraf yumuşak dokuları gevşetir, bu durumda vaginanın çevre dokularla bağlantısı zayıflar. Vaginanın bağlantısının zayıflaması, gebeliğin ileri döneminde fötusun büyümesi ve yavru sularının miktarının artmasına bağlı intraabdominal basınç artışıyla birleşince, prolapsus vaginaya karşı bir predispozisyon oluşur.

İneklerde prolapsus vagina gebeliğin dışında östrojen salgılayan follikül kist olgularında da şekillenmektedir. Özellikle follikül kiste bağlı aşırı nimfomanik davranış gösteren ineklerde, prolapsus vagina daha sık şekillenmektedir.

Östrojen hormonunun yanısıra relaksinin de prolapsus vaginada rolü bulunmaktadır. Relaksin düzeyi doğum zamanı oldukça yükselmektedir. Relaksin pelvis ligamentleri ve vaginanın etrafındaki yumuşak dokuları gevşetir, vaginanın etraf dokularla bağlantısını zayıflatarak, prolapsus vaginanın etiyolojisinde rol oynar.

İnek ve koyunlarda prolapsus vaginanın etiyolojisinde ırk faktörünün de etkisi olduğu, Brahman, Brahman melezi ve Hereford ırkı ineklerde prolapsus vaginaya daha sık rastlandığı belirtilmiştir. Prolapsus vagina geçiren ineklerden doğan dişi buzağılarda da prolapsus vagina görülme riski yüksektir. Eğer anne ve doğan dişi buzağı ileriki gebelik döneminde prolapsus vagina geçirirse bu durum ırk predispozisyonunu doğrular. Bu nedenle prolapsus vagina geçiren ineklerin dişi buzağılarının damızlıkta kullanılmaması gerekir.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda prolapsus vaginanın etiyolojisinde kollajen metabolizmasının da rolü olduğu ortaya konmuştur.

Konnektif dokular selüler ve ekstra selüler matriks içermektedir. Ekstra selüler matriks dokuları anatomik bakımdan sabitleyen bir yapıdır. Özellikle ekstra selüler matriksin kollajen I ve II’si vagina ve cerviksin yapısında önemli oranda bulunmaktadır. Prolapsus vagina şekillenen ineklerde kollajen I ve II düzeylerinin düşük olduğu ortaya konmuş, bu durumun prolapsus vaginanın etiyolojisinde kollajenlerin rolünü göstermesi bakımından anlamlı olduğu açıklanmıştır.

Yapılan çalışmalarda prolapsus vaginanın etiyolojisinde beslenmeye ilişkin faktörlerin de rolü olduğu bildirilmiştir. Özellikle kötü kaliteli otların bulunduğu meralarda otlama, rasyonda konsantre yem oranının yüksek olması, yüksek oranda östrojen içeren yiyeceklerle besleme ve hipokalsemi gibi faktörler prolapsus vagina oluşumunu etkilemektedir.

Kötü kaliteli otların bulunduğu meralarda otlayan koyunlar, enerji ihtiyaçlarını karşılamak için daha çok ot yemek zorundadır. Bu durumda rumen aşırı dolar ve intraabdominal basınç artar. İntraabdominal basınç artışına bağlı prolapsus vagina riski artmaktadır.

Rasyonlarda fazla miktarda konsantre yem bulunmasıyla da prolapsus vagina ilişkilidir. İnek ve koyunların rasyonlarında konsantre yem oranı yüksek olduğunda rumen asidozisi şekillenir. Karbonhidratların hızlı fermantasyonu sonucu rumen pH’sı hızla düşer (rumen pH’sının düşmesi, laktik asit üretiminin artması sonucudur). Rumen pH’sının artması, rumen mukoza duvarının bütünlüğünün bozulmasına ve karbonhidratların hızlı fermantasyonu sonucu rumendeki gıdaların ozmolitesi artar. Rumen duvarındaki hasar ile rumendeki yiyeceklerin ozmolitelerindeki artışa bağlı, dolaşımdaki sıvıların rumene diffuzyonu artar. Rumene diffuzyon artışı sonrası, rumen gerilimi artar ve fermantasyon sırasında rumende gaz birikimi olur.

Rumen asidozisinin direkt prolapsus vaginayla ilişkisi yoktur. Rumen asidozu, neden olduğu intraabdominal basınç artışı nedeniyle prolapsus vagina etiyolojisinde indirekt rol oynamaktadır.

Fitoöstrojenler bitkisel kaynaklı östrojenler olup, östrojenlere benzer etki yapmaktadır. En önemli fitoöstrojen kaynağı meralarda bulunan yonca ve yonca grubu bitkilerdir. Aşırı fitoöstrojen içeren bitkileri yiyen ineklerde; vulvada şişlik, cervikal mukus akıntısı, davranış değişiklikleri ve meme bezinde gelişme olur. Bu etkilerin dışında, aşırı fitoöstrojenik bitkileri yiyen ineklerde çeşitli infertilite problemlerine de rastlanır. Östrojenik yiyeceklerin tüketiminin engellenmesiyle, bu sorunlar kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Fitoöstrojenlerin infertilitedeki rolü uterus prostaglandin salınımını etkilemek suretiyledir. Normal durumda östradiol 17β, uterusta prostaglandinlerin (başlıcaları PGF2α luteolitik ve PGE2 luteotrofik) salınımının düzenlemelerinden sorumludur. Prostaglandinler ineklerde normal siklus düzeni için önemlidir. Fitoöstrojenler ise endometriumun prostaglandin üretimi konusunda östrojene benzer etki yaparlar. Fitoöstrojenler PGF2α/PGE oranını değiştirerek, uterus fonksiyonlarında bozukluğa yol açarak, infertiliteye neden olurlar. İneklerde infertilite nedenleri; ovulasyon problemleri ve gebe kalma oranında düşmeye ilişkindir. İnfertiliteyle  birlikte meme gelişimi ve vulvada hiperemi de dikkat çekmektedir.

Bazı araştırmacılar ineklerde prolapsus vaginada derecelendirme sistemi geliştirmişlerdir. Derecelendirme sistemi aşağıda tabloda gösterilmiştir.

Derece Tanım Komplikasyon Tedavi
I Tekrarlayan prolapsus vagina; özellikle inek yattığı zaman oluşur. Tedavi edilmez ise II. dereceye ilerler. Vulvaya geçici dikişler konulmalı; doğumdan sonra inek kesilecek ise vulvaya kalıcı dikişler konulabilir.
II Vagina hep dışardadır, idrar kesesi vaginal boşluğa yönelmiştir. İdrar kesesinin etkilendiği durumlarda ürinasyon problemi olabilir veya sürekli ıkınma vardır. Vulvaya geçici dikişler konulmalı; inekler doğumdan sonra kesilmelidir.
III Vulva dışardadır. İdrar kesesi yer değiştirmiş, serviks’in eksternal bölümü görülmektedir. Kitle idrar çıkışını engelleyebilir (üretere yaptığı basınçtan ötürü). Genel durumu etkileyecek yaralanmalardan kaçınmak için acilen müdahale edilmelidir. Sezaryen yapılabilir veya doğum uyarılabilir.
IV Kitlenin görünümü II ve III. derece olgularda olduğu gibidir, ayrıca vagina dışında travma, enfeksiyon ve nekroz vardır.

a. IV. derece prolapsus vaginada olgu subakut ise vagina reddedilebilir.

b. IV. derece prolapsus vaginada vaka kronik ise red mümkün olmayabilir.

IV. derece subakut prolapsusta enfekte bölgelerin uzaklaştırılmalı sonrasında, yara tamir veya red edilmelidir.

IV. derece kronik olgularda sezaryen operasyonu veya vagina rezeksiyonu düşünülmelidir.

Sezaryen yapılabilir veya doğum uyarılabilir.

Tablo. Prolapsus vaginanın derecelendirilmesi

 

Tedavi

Prolapsus vagina olgularında ineğin genel durumu ve kitlenin bir değerlendirmesi yapıldıktan sonra, gerekli tedavi işlemine en kısa sürede başlanmalıdır. Tedavi işlemine geçmeden önce prolapsus vaginanın akut veya kronik olduğu ve nedeni belirlenmeli, tedavi girişimi ona göre planmalıdır. Kitlenin reddinden sonra nedene yönelik spesifik bir tedavi protokolü uygulanmalıdır. Tedavide amaç ise prolabe dokunun en kısa sürede yerine yerleştirilmesi ve nükslerin önlenmesi olmalıdır.

Prolapsus vagina akut ve vagina mukozası iyi durumda ise kitle red edilmeli ve nüksü önlemek için vulvaya uygun bir dikiş konmalıdır. Red işleminden önce vaginanın normal anatomik yerine yerleştirilmesini kolaylaştırmak için, alt epidural anestezi yapılmalıdır. Alt epidural anestezi birçok obstetrik manüplasyonlarda başvurulan bir anestezi çeşididir (lokal anestezik maddenin çeşidine göre dozu ayarlanmalıdır). Örneğin ineklere %2’lik lokal anestezik maddeden 4-6 ml veya %4’lükten 2ml kadar epidural, koyunlarda ise ksilazin veya lidokain’in sacrococcygeal boşluğa verilmelidir.

Lidokain yalnız başına 4 saatten fazla bir süre caudal analjezi sağlar. Fazla miktardaki lidokain parezis veya yatmaya neden olabilir, bu nedenle lidokainin dozuna dikkat edilmelidir. Ksilazin motor sinirleri etkilemeden duyu sinirlerini desensitize eder ve bu nedenle inek caudal anesteziden sonra ayakta kalır. İneklerde caudal epidural anestezi için 0,07 mg/kg dozda ksilazin (2 ml kadar) ve 0,5 mg/kg dozda lidokain kullanılabilir. Koyunlarda etkili bir caudal anestezi için sacrococcygeal boşluk arasına lidokain veya ksilazin verilebilir. Lidokain 4 saatten daha uzun bir süre anestezi sağlar, yüksek miktarları yatma ve parezise neden olabilir. Ksilazin duyu sinir liflerini, motor siniri liflerini etkilemeden desensitize eder, böylece koyun ayakta kalır. Ayrıca alt epidural anestezi inek ve koyunlarda ıkınmayı keser, perineal ve vulva bölgesini desensitize eder, bu bölgeye konulacak dikişlerde ağrıyı önler.

Prolapsus vaginada red işlemine geçmeden önce perineal bölge ve kitle ılık, hafif (yoğun antiseptikler irritan etki yapar) antiseptikli suyla yıkanmalı ve üzerindeki kir, sap-saman, çamur veya dışkı gibi yabancı maddeler temizlenmelidir. Vaginada yırtık varsa dikilmeli, nekrotik kısımlar uzaklaştırılmalıdır. Bu işlemden sonra vagina bir bezle sarılarak, ödem giderilmelidir. Ödemi gidermek için bezle sarılı vaginaya elin ayasıyla (asla parmaklarla değil, çünkü ödemli ve frajil doku kolaylıkla yırtılabilir) basınç yapılarak ödem giderilmeye çalışılmalıdır. Ödem giderildikten sonra vagina dokusuna steril bir kayganlaştırıcı sürüldükten sonra, yine elin ayasıyla red işlemi gerçekleştirilmelidir. Kitle yerine yerleştirildikten sonra prolabe idrar kesesi normal pozisyonunu alır, inek rahatlar ve ürinasyon yapar. Red işleminden sonra ise vaginayı yerinde tutmak için dikiş koymak gerekir.

Vulvayı Yerinde Tutacak Dikişler

İnek ve koyunlarda prolapsus vaginanın reddinden sonra vulvayı yerinde tutmak için en sık Buhner dikişi önerilmektedir. Buhner dikişini uygulamadan önce bölgenin yıkanması, alt epidural anestezi uygulanması ve kitlenin red edilmesi gerekmektedir. Bu dikiş yöntemi basit, aynı zamanda etkili bir yöntemdir.

Buhner Dikişi

Bu yöntemde dikiş derin dokulara gömülü olduğundan çıkarılması zordur. Bu dikişin dezavantajı ise vulvayı büzmesi, ödem, flegmon ve selülitise neden olmasıdır. Dikiş tekniği şu şekildedir; öncelikle ineğe alt epidural anestezi yapılmalı ve bölgede anestezi sağlandıktan sonra dikiş işlemine geçilmelidir. Bu teknikte önce vulvanın üst dudağı ile anüs arasındaki deriye ve diğer vulvanın alt dudağının yaklaşık 2-3 cm altındaki deriye, 1cm uzunlukta iki ensizyon yapılır. Buhner iğnesi alttaki ensizyondan sokularak, vulva dudağına paralel olarak deri derialtı dokular arasından geçirilerek üstteki deri ensizyonundan çıkartılırlar. Daha sonra Buhner iğnesinin ucundaki delikten antibiyotikli pomad veya mastitis tüpü sürülmüş 30-40 cm uzunluğundaki şerit ip geçirildikten sonra, Buhner iğnesi geriye doğru çekilerek, ipin ucu alttaki ensizyondan çıkartılır, aynı işlem karşı taraftaki vulvada da yapılır. Daha sonra iplerin uçları alt tarafta düğümlenir. Düğümleme sırasında vulvaya 2-3 parmak girecek şekilde boşluk bırakılmalıdır. İneklerin doğumu izlenmeli ve doğum başladığında düğüm açılmalıdır.

Basit Dikiş

Vulvaya basit dikişlerin konulması doğumdan sonra veya abortusun 1-2 gün içinde gerçekleşeceği düşünülen olgularda endikedir. Basit dikişte gerekli anestezi ve dezenfeksiyon sağlandıktan sonra, vulvanın yan tarafından tüylerin başlangıç hattından deriye Gerlach iğnesi ile girilir, iğne karşı taraftaki vulva mukozasından çıkartılır. Daha sonra iğnenin ucuna belirli kalınlıkta bir ip veya gazlı bez geçirildikten sonra geriye çekilir ve vulva dudakları üzerinde düğümlenir. Dikiş sayısı vulvanın büyüklüğüne göre değişir. Basit dikiş yönteminin dezavantajı; vaginayı geçici olarak yerinde tutması, düğüm yerlerinde dışkı toplanması ve sürekli ıkınmadır.

 

KÖPEKLERDE PROLAPSUS VAGİNA/VAGİNA HİPERPLAZİSİ

 

Vaginal prolapsus/hiperplazi, aynı zamanda vagina hipertrofisi, vagina eversiyonu ve vagina protuzyonu olarak ta isimlendirilmektedir. Olgu evcil hayvanlardan en sık inek, koyun ve köpeklerde şekillenmektedir. İnek ve koyunlarda tam, köpeklerde kısmı vaginal prolapsus vardır. Şayet köpeklerde tam prolapsus şekillenirse kitlenin içine idrar kesesi, uterusun korpusu ve kolonun distal bölümü girer.

Genellikle ödematöz kitle uretral açıklığın kranialinden köken alır, uretral açıklığın kaudaline doğru uzanarak, vulva dudakları arasından sarkar.

Köpeklerde prolapsus vagina veya hiperplazi vagina darlığının en önemli nedenlerinden birisidir. Bu nedenle dişi köpekte çiftleşme isteksizliğine yol açar.

Prolapsus vagina/hiperplazi proöstrus sonlarında ve östrus başlarında östrojen konsantrasyonundaki artışa bağlı, vagina duvarındaki değişikliklerin sonucudur.

Bununla birlikte prolapsus vagina nadiren de olsa diöstrusta, gebelikte ve doğuma yakın dönemde şekillenebilir. Özellikle diöstrus ve normal gebelikteki prolapsus vagina hiperöstrojenizm’in sonucu değildir. Bu dönemlerde en önemli prolapsus vagina nedeni; intraabdominal basınç artışıdır.

Prolapsus vagina sıklıkla ilk, daha az sıklıkla ise 2. veya 3. kızgınlıkta şekillenir. Özellikle Boxer gibi brahisefalik ve büyük ırk köpeklerde prolapsus vaginaya karşı genetik yatkınlık vardır.

Bazı köpeklerde gelişen hafif prolapsus vagina olguları ovulasyondan sonra kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Bu tür vakalarda herhangi bir tedaviye bile ihtiyaç duyulmayabilir.

Daha önce prolapsus vagina şekillenen köpeklerde ilerki sikluslarda da benzer problemlerle karşılaşılmaktadır. Bu köpeklerin kısırlaştırılması gerekmektedir. Ayrıca prolapsus vagina şekillenen köpeklerin gebe kalması isteniyorsa sun‘i tohumlama yapılmalıdır (çünkü prolapsus vaginalı köpekler doğal çiftleşmeye izin vermezler). Ancak beklenen doğum zamanı bu köpeklere planlı operasyon sezeryan uygulanmalıdır.

Prolapsus vaginanın klinik tanısı prolabe kitlenin görülmesiyle kolaylıkla yapılabilir. Anamnezde köpeklerin proöstrus-östrus döneminde olduğunun öğrenilmesi tanıyı pekiştirir.

Köpeklerde vagina prolapsusu klitoral hipertrofi, bening polip, fibrom, leiyomyom  ve transmissible venereal tümör ile karıştırılmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanı çok önemlidir.

Örneğin klitoral hipertrofi küçük ve sert bir yapı olup, os klitorisle bağlantılıdır. Polipler ise genelde küçük ve saplıdır. Tümörler ise siklusun proöstrus ve östrus dönemiyle ilişkili değildir ve genellikle yaşlı köpeklerde (TVT hariç) rastlanan, düzensiz yapılar şeklindedir.         Prolapsus vagina yukarıda belirtilen problemlere oranla daha büyük yapıda bir kitledir, yumuşaktır ve red edilebilir, siklusun proöstrus-östrus dönemiyle ilişkilidir (östrojen dominant evrede şekillenir), bu nedenle belirtilen olgulardan kolaylıkla ayırt edilebilir. Ayrıca prolapsus vaginada kitle düz ve üretranın dışarı açılma deliğinin ön kısmından köken almaktadır.

 

 

 

Tedavi

Hafif derecedeki hiperplazi ve prolapsus vagina olgularında tedaviye gerek yoktur. Prolapsus vagina siklusun proöstrus-östrus evresinde şekillendiğinden, östrus bitimi kan östrojen düzeyinin düşüp, progesteron düzeyi yükseldiğinde kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Köpeklerde vagina hiperplazilerinde, vaginada kitle olmasına rağmen ürinasyon varsae durum çok önemli değildir, şayet ürinasyon yoksa durum ciddidir. Bu nedenle idrar çıkışı olmadığında, idrar kesesi sondalanmalıdır.

Normalde vaginal hiperplazi ve prolapsuslar, siklusun diostrus evresinde ortadan kalkmakla beraber, dokunun sağlıklı korunması önemlidir. Bu amaçla prolabe kitle serum fizyolojik ile yıkanmalı, dokuya irritan olmayan bir kayganlaştırıcı veya yağlı pomad sürülmeli ve red edilmeye çalışılmalıdır. Eğer en kısa sürede kitle red edilmezse vaginada devitalizasyon, yangı, nekroz şekillenir, bu durum iyileşmeyi olumsuz etkiler. Dokuyu travmadan korumanın bir diğer yolu da Elizabeth yakalığı takılmasıdır. Böylece kitlenin yalanarak travmatize edilmesi engellenmiş olur (bazen yakalık kitleyi daha fazla travmatize etmektedir).

Köpeklerde vaginal hiperplazi ve prolapsus olguları ovulasyon yetersizliğinden şekillendiğinden (progesteron konsantrasyonu 2 ng/ml’nin altındadır), ovulasyonun uyarılması gereklidir. Ovulasyon veya luteinizasyonu sağlamak için GnRH veya hCG uygulanmalıdır. Köpeklerde prolapsus vagina veya hiperplazi olgularında progestagenler asla kullanılmamalıdır. Proöstrus veya östrus döneminde progestagenlerin kullanımı sonrasında yüksek oranda kistik endometriyal hiperplazi/pyometra kompleksi gelişir.

Ciddi vagina prolapsuslarında (kendiliğinden rezorbe olmayan ya da red edilemeyen ) operatif girişime başvurulmalıdır. Bu yöntemle hem nekrotik dokular uzaklaştırılır hem de kitlenin hacmi küçültülür. Operatif olarak submukozal rezeksiyon ya da vagina amputasyonu denenebilir. Operasyondan önce orificium uretra eksterna sondalanmalı ve episiotomi yapılmalıdır (sondalama uretra orificiumunun obstrüksiyonunu engeller, episiotomi ise rahat bir çalışma ortamı sağlar, kanama odaklarının daha rahat bulunmasına fırsat yaratır).

Submukozal rezeksiyonda prolabe kitleden kavun dilimi şeklinde, kanamalar kontrol edilerek parça veya parçalar çıkartılır. Bu işleme prolabe kitle red olana kadar devam edilir. Vagina amputasyonunda ise kanamalar kontrol edilerek, tüm prolabe kitle total olarak çıkarılır (her 2 operatif yöntemde kanama olur, bu nedenle dikkat edilmelidir) ve bölgeye emilebilir dikiş materyaliyle dikiş konulur. Vagina hiperplazi veya prolapsusu olgularında bir başka tedavi yöntemi olarak ovariohisterektomi düşünülebilir.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here