Ana Sayfa Genel Süt Sığırlarında Paratüberküloz

Süt Sığırlarında Paratüberküloz

549
0
Paylaş
Süt Sığırlarında Paratüberküloz

Turan CİVELEK

Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakultesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı

 

Paratüberküloz, Mycobacterium avium subsp. paratuberculosis tarafından oluşturulan enfeksiyöz bir hastalıktır. Başlıca evcil
sığırların, koyun ve keçilerin bir hastalığıdır. Yanı sıra etken vahşi ve egzotik ruminant türlerinde de enfeksiyona neden
olabilmektedir. Paratüberküloz, özellikle süt sığırı işletmelerinde, önemli ekonomik kayıplara neden olan hastalıkların
başında gelmektedir. Hastalığın klinik formu kronik ishal ve kilo kaybı ile karakterizedir. Bununla birlikte paratüberküloz,
klinik hastalık dönemi öncesi, uzun bir subklinik evreye sahiptir. Bu dönemde sürüdeki sağlıklı bireyler enfekte hayvanlar
tarafından kontamine edilir. İnsanlarda gözlenen Crohn’s hastalığının etiyolojisindeki olası rolü nedeniyle hastalığın
potansiyel zoonoz karakterde olduğu da rapor edilmektedir.

Paratüberküloz (pTB) ilk kez sığırların ince
bağırsağında 1895’de tespit edildi (Johne ve
Frotingham 1895). Başlangıçta, tüberküloz etkenine
benzeyen bu bakteri (MAP) tüberkülozun atipik bir
formu olarak tanımlandı. 1906 yılında etkenin
tüberküloz etkeninden farklı olduğu tespit edilmiş
olup, Pseudotüberculosis Enteritis olarak yeniden
isimlendirilmiştir (Bang 1906). Asit-faz nitelikte bir
bakteri olan MAP sığır dışkısında ortalama bir yıl
süreyle canlı kalır (Baumgartner ve Khol 2006).
Paratüberküloz (pTB) süt sığırı işletmelerinde
ekonomik kayıplara neden olan en önemli
hastalıklardan biridir (Hasanova ve Pavlik 2006).
Hastalık sığırlarda uzun bir subklinik evreye sahiptir.
Dışkıda etken çoğu enfekte sığırda iki yaşından önce
tespit edilemez (Eddy 2004, Osterstock ve ark.
2010). Bu dönemde hasta sığır sürüdeki sağlıklı
hayvanları enfekte etmeye devam eder (Baumgartner
ve Khol 2006). Bahsedilen bu erken enfeksiyon
döneminde, ruminantlarda klinik semptom
gözlenmez (Allaker ve Kapas 2003). Hastalık
kronikleştikçe etken lenf yumrularına yayılır ve klinik
semptomlar ortaya çıkar. Hastalığın başlıca bulguları
arasında ishal ve kilo kaybı sayılabilir (Eddy 2004).
Paratüberkülozun konak dağılımı oldukça geniştir.
Başlıca süt sığırlarında görülen bir etken olarak
bilinmektedir. Ancak Muflon (Machackova ve ark.
2004), Manda (Sivakumar ve ark. 2005) ve
Deve’lerde de (Selbitz 2002) bu hastalık rapor
edilmiştir. Yanı sıra, ruminant olmayan bazı hayvan
türlerinde de bu hastalığa rastlanmıştır (Judge ve ark.
2005). Son yıllarda, insanlarda görülen Crohn’s
hastalığının etkeninin de MAP olduğu rapor
edilmektedir (Pickup ve ark. 2004).
Yaygınlık
MAP’ın bölgesel ve ülkesel prevalansı değişiklik
göstermektedir. Dünya üzerinde birçok ülkede pTB
varlığı tespit edilmiştir. Paratüberküloz prevalansı
Almanya için %84.7 olarak rapor edilirken,
Avustralya’nın bir bölümününde ise bu hastalığa
rastlanmadığı bildirilmektedir. İsveç’te yapılan bir
çalışmada ise pTB prevalansının asgari düzeyde
olduğu belirtilmiştir. Süt sığırları üzerinde yürütülen
araştırmalar paratüberküloz prevalansının Danimarka
için %47, Kanada için %43, Amerika Birleşik
Devletleri için ise %50 olduğunu ortaya koymuştur
(Collins ve ark. 1994, Jakobsen ve ark. 2000, Van
Leeuwen ve ark. 2001, Hacker ve ark. 2004).
pTB süt sığırlarında ciddi verim kayıplarına neden
olan en önemli enfeksiyöz nedenlerden biridir.
Ülkemizde de pTB ile ilgili çalışmalar yapılmakta ve
güncelliğini korumaktadır (Civelek ve ark. 2009,
Öztürk ve ark. 2010, Yıldırım ve Civelek 2013,
Makav ve Gökçe 2013).
Bulaşma
Hastalığın yayılmasındaki en önemli faktör, enfekte
hayvanların dışkıları ile bulaşık yem ve suların
tüketilmesidir (Smith 2001). Doğum sonrası,
anneden yavruya olan fekal ve oral bulaş, hastalığın
yayılmasındaki en önemli faktördür (Whitlock ve ark.
1986). Yanı sıra, buzağıların doğum sonrası anne ile
beraber barındırılması ve direk anneyi emerek süt
alması enfeksiyonun geçişinde önemlidir (Çetinkaya
ve ark. 1997). MAP enfekte dişi hayvanların sütünde
de bulunabilir. Yanı sıra, yeni doğum yapmış
sığırların kolostrumunda da MAP etkenine
rastlanmıştır. Yeni doğan buzağılar etkeni kontamine
anne memesinden direk alabilir. Süt ve kolostrumun
pastörizasyonu bulaş ihtimalini azaltmaktadır. Fakat
MAP yayılımı tam olarak önlenemez (Baumgartner
ve Khol 2006). Yapılan çalışmalar, genç buzağıların
dışkıları ile de bakterinin yayabildiğini ortaya
koymuştur (Weber ve ark. 2005).
Besleme hataları, gebelik dönemi ve yüksek süt
verimi vb stres faktörleri, uzun süreçli kortikosteroid
kullanımları paratüberkülozun klinik formunun
ortaya çıkmasında tetikleyici unsurlardır (Eddy 2004).
Hastalık üç devrede incelenebilir. Sessiz dönem; alınan
dışkı örneklerinde etken tespiti zordur. Bununla
birlikte sindirim kanalı doku kültürlerinde etken
tespit edilebilir. Bu dönem, iki yaşından itibaren,
uzun bir süre devam edebilir (Smith 2001). Subklinik
dönem; kilo kaybı ve ishal bu evrede gözlenmez
(Strıcklands ve ark. 2005). Bu dönemdeki enfekte
hastalar dışkıları ile enfeksiyonu yayar. Sürünün
tamamı subklinik dönemde enfekte olabilir. Bu evre
birkaç yıl sürebilir. Klinik dönem; klinik semptomlar
bu evrede görülür. Kilo kaybı ve şiddetli ishal ile
karakteristiktir (Eddy 2004).
Tanı
Klinik paratüberkülozun tanısı semptomlar, anamnez
ve nekropsi sonuçları ile konur. Bulgu göstermeyen
vakalarda teşhis amaçlı laboratuvar testlerden
yararlanılır. Bununla birlikte özellikle genç sığırlarda
kullanılabilecek spesifite ve sensitivitesi yüksek bir
test ise bulunmamaktadır (Baumgartner ve Khol
2006). pTB tanısında günümüzde başlıca kültür,
PCR, immunite testleri ve serolojik testlerden
yararlanılmaktadır (Baumgartner ve Khol 2006,
Civelek ve ark. 2009, Mecitoğlu ve Demir 2012).
ELISA tanıda en sık kullanılan metottur.
Otopsi Bulguları
Enfekte sığırlarda gastrointestinal sistem ve lenf
nodüllerinde lezyonlar gelişir. İleum cidarındaki
kalınlaşma tipiktir. Barsak kıvrımlarının beyin benzeri
görünüm alması bu hastalık için karakteristiktir.
Ayrıca, vücut boşluklarında seröz effüzyon da tespit
edilir (Osterstock ve ark. 2010)

Ekonomik Önem
pTB ekonomik açıdan önemli kayıplara yol açan ve
tedavisi ise bulunmayan bir hastalıktır. Hastalığın
infertilite, mastitis vd. subklinik problemleri
tetiklemesiyle birlikte maddi kayıp daha da artar.
ABD’de enfeksiyonun ekonomiye senelik zararının
250 milyon dolar civarında olduğu rapor edilmiştir
(Sharma ve ark. 2008). Türkiye’de ise farklı çalışmalar
yapılmakla birlikte, hastalığın ülke genelindeki
prevalansı tam olarak belirlenmemiştir. Dolayısıyla
bu hastalığın neden olduğu etkiler ülkemiz açısından
net olarak bilinmemektedir (Mecitoğlu ve Demir
2012).
Koruma ve Kontrol
Kesin tedavisi günümüz koşullarında olmayan bu
hastalıktan korunma ve kontrolde, MAP pozitif
olduğu tespit edilen hayvanların sürüden
eliminasyonu önem arz etmektedir. MAP negatif
sürülerde ise olası bir bulaşın önlenebilmesi için
gerekli tedbirler alınmalıdır. MAP şüpheli sürülerde,
farklı zamanlarda, birkaç farklı serolojik test ile etken
varlığının araştırılması ve olası subklinik vakaların
erken teşhisi önerilir (Baumgartner ve Khol 2006).
Sürülerde pTB’nin varlığı; >1.5 yıl yaşlı hayvanlarda
altı ay aralıklarla gerçekleştirilecek ELISA, bakteriyel
kültür ve dışkı PCR tarama yöntemi gibi metodlar
kullanılarak araştırılmalıdır. pTB şüpheli veya pozitif
çiftliklerde ek hijyen tedbirleri alınarak, sürü içi ve
dışı yayılımın önüne geçilmelidir. Subklinik enfekte
hayvanlar sağlıklılardan ayrılmalı, verim kaybı/klinik
semptom gösteren subklinik enfekte hayvanlar
sürüden elimine edilmelidir. Alınacak tedbirler
başlıca yeni doğanlara hastalığın bulaşmasını
engellemeyi amaçlar. Doğum sırasında uygulanan
hijyen prosedürü ve yeni doğan buzağıların anneden
ayrılması kontaminasyonu kısmen azaltmaktadır.
Ayrıca, antijen ve antikor negatif ve pozitif
annelerden doğan yavruların ayrı yerlerde
barındırılması ile hastalıktan kısmen de olsa
korunulmuş olunur. Yeni doğan beslenmesinde
antijen-antikor negatif annelerden alınan
kolostrumun kullanılması önerilir. Damızlık amaçlı
negatif bireyler tercih edilmelidir. Eradikasyon
uygulanan çiftliklerde, iki yıl boyunca besleme
sırasında genç ve yaşlı hayvanlar mutlak ayrılmalıdır.
Genç sığırlarda kullanılan ekipman ayrı olmalı ve
dezenfeksiyon ve biyogüvenlik kurallarına riayet
edilmelidir. Hayvan hareketlerine sınır getirilmesi ve
mevcut sürülerin pTB varlığı yönünden araştırılması
ile MAP’ten ari bölgeler oluşturulabilir ve
paratuberküloz yayılımı önlenebilir (Baumgartner ve
Khol 2006, Yıldırım ve Civelek 2013).
SONUÇ
Subklinik pTB’li hayvanlar hastalığı sağlıklı olanlara
bulaştırma eğiliminde olmaları nedeniyle önemlidir.
Hastalığın zoonotik potansiyeli ve pastörizasyona
dayanıklılığı göz önünde bulundurulduğunda,
özellikle süt sığırı yetiştiriciliğinin yoğun yapıldığı
bölgelerde subklinik enfeksiyon varlığının ortaya
konması önem arz eder (Yıldırım ve Civelek 2013).
Subklinik enfekte sığırların başlıca süt ve dışkısı ile
ortama yayılan etkenler insan sağlığı için olası
tehdittir (Pickup ve ark. 2004, Yıldırım ve Civelek
2013).Süt sığırlarında hastalığın prevalansın
tespitinde sürü bazlı kullanılabilecek en ucuz ve en
uygulanabilir test günümüzde ELISA’dır.
KAYNAKLAR
Allaker RP, Kapas S. Adrenomedullin expression
by gastric epithelial cells in response the
infection. Clin Diagn Lab Immunol. 2003; 10:
546-551.
Bang B. Chronische pseudotiberculöse
darmentzündung beim Rind. Berl Münch
Tierärztl Wochenschr.1906; 22: 759-763.
Baumgartner W, Khol JL. Paratuberculosis (johne
disease) in ruminants ongoing story. Slov Vet
Res. 2006; 43: 5-10.
Civelek T, Çelik HA, Özenç E, Avcı G, Kav K,
Cıngı CC, Yılmaz O. Effects of PCRconfirmed
subclinical paratuberculosis on
retinol and β-carotene levels in dairy cattle.
Arch Med Vet. 2009; 41: 281-284.
Collins MT, Socket DC, Goodger WJ. Herd
prevalence and geographic distribution of, and
risk factors for bovine paratuberculosis in
Wisconsin. J Am VetMed Assoc. 1994; 204:
636-641.
Çetinkaya B, Erdoğan HM, Morgan KL. Risk
factors for Bovine Paratuberculosis. II. The
multiple analysis of risk ractors for Bovine
Paratuberculosis. Turk J Vet Anim Sci. 1997;
21: 303-306.
Eddy RG. John’s Disease. In: Bovine Medicine:
Disease and Husbandry of Cattle 2nd Edition,
Ed; Andrews AH, Blackwell Publishing
Company, Oxford, UK. 2004; pp. 857-858.
Hacker U, Huttner K, Konoe M. Untersuchungen
zur serologischen Prävalenz und zu
Risikofaktoren der Paratuberkulose in
Milchviehbetrieben in Mecklenburg
Vorpommern. Berl Münch Tierärztl
Wochenschr. 2004; 117: 140-144.
32
Hasanova L, Pavlik I. Economic impact of
paratuberculosis in dairy cattle herds: a review.
Vet. Med. Czech. 2006; 51, 193-211.
Jakobsen MB, Alban L, Nielsen SS. A crosssectional
study of paratuberculosis in 1155
Danisch dairy cows. Prev Vet Med. 2000; 46:
15-27.
Johne HJ, Frotingham J. Ein eigentümlicher Fall
von Tuberculose beim Rind. Dtsch Z
Tiermed Pathol. 1895: 21: 438-454.
Judge J, Kyriazakis I, Greis A. Clustering of
Mycobacterium avium subsp. paratuberculosis
in rabbits and the environment: how hot is a
hot spot? Appl Environ Microbiol. 2005; 71:
6033-6038.
Machackova M, Svastova P, Lamka J.
Paratuberculosis in farmed and free-living
wild ruminants in the Czech Republic. Vet
Microbiol. 2004; 101: 225-234.
Makav M, Gökçe E. Kars yöresi sığırlarında
subklinik paratüberkülozun seroprevalansı.
Kafkas Univ Vet Fak Derg. 2013; 19(5): 913-
916.
Mecitoğlu Z, Demir G. Sığırlarda
paratüberkülozun tanısına ilişkin problemler.
Uludag Univ J Fac Vet Med. 2012; 1: 19-23.
Osterstock JB, Sinha S, Seabury CM, Cohen
ND. Effect of classifying disease states in
genetic association studies for
paratuberculosis. Prev Vet Med. 2010; 95: 41-
49.
Öztürk D, Pehlivanoğlu F, Tok AA, Günlü S,
Güldalı Y, Türütoğlu H. Seroprevalence of
paratuberculosis in the Burdur province
(Turkey), in dairy cattle using the enzyme
linked immunosorbent assay (ELISA). Israel J
Vet Med. 2010; 65: 53-57.
Pickup RW, Rhodes G, Arnott S. Mycobacterium
avium subspecies paratuberculosis in the
catchment aera and water of the river Taff in
11. South Wales, United Kingdom, and its
potential relationship to clustering of Crohn´s
disease in the city of Cardiff. Appl Environ
Microbiol. 2004; 71: 2130-2139.
Selbitz HJ. Bakterielle Krankheiten der Tiere. In:
Medizinische Mikrobiologie, Infektions und
Seuchenlehre, 7. Aufl, Ed; Rolle M, Mayr A,
Enke Verlag, Stuttgart, Germany. 2002; pp.
562-563.
Sivakumar P, Tripathi BN, Singh N. Detection
of Mycobacterium avium subsp.
paratuberculosis in intestinal and lymph node
tissues of water buffaloes (Bubalis bubalois)
by PCR and bacterial culture. Vet Microbiol.
2005; 108: 263-270.
Sharma G, Singh SV, Sevilla I. Evaluation of
indigenous milk ELISA with m-culture and
m-PCR for the diagnosis of Bovine Johne’s
disease (BJD) in lactating Indian dairy
cattle. Res. Vet. Sci. 2008; 84(1): 30-37.
Smith BP. Johnes Disease In: Large Animal Internal
Medicine 3rd edition, Elsevier Health
Sciences, London, UK. 2001; pp. 779-782.
Stricklands J, Scott HM, McJordan ER. Effects
of seasonal climatic conditions on the
diagnosis of Mycobacterium avium subspecies
paratuberculosis in dairy cattle. J Dairy Sci.
2005; 88: 2432-2440.
Van Leeuwen JA, Keefe GP, Tremblay R.
Seroprevalence of infection with
Mycobacterium avium subspecies
paratuberculosis, bovine leukemia virus and
bovine viral diarrhea virus in Maritime Canada
dairy cattle. Can Vet J. 2001; 42: 193-198.
Weber MF, Kogut K, De Bree J. Evidence for
Mycobacterium avium subsp. paratuberculosis
shedding in young stock. In: 8th International
Colloquium on Paratuberculosis. Copenhagen,
Denmark. 2005; pp. 126.
Whitlock RH, Hutchinson LT, Glickman LT,
Meinersmann R, Rossiter C, Bruce J.
Merkal R, Dick J. Paratuberculosis (Johne’s
disease) update. Bovine Pract. 1986; 21, 24–
30.
Yıldırım D, Civelek T. Prevalence of subclinical
paratuberculosis in dairy cattle in Uşak
Region. Kafkas Univ Vet Fak Derg. 2013;
19(1): 121-126.

http:.//kvj.aku.edu.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here