Ana Sayfa Hayvancılık Tavuğa doğru

Tavuğa doğru

159
0
Paylaş

 

Son zamanlarda kafamda dolaşan yeni bir teorim var, biraz komik gelebilir ama ;
‘ İNSANLAR ; TAVUK YİYE YİYE,  TAVUKLAŞMAYA BAŞLAMIŞLAR.”

 

Evet esprimsi  ve saçma gibi, ama ben ciddiyim . Durun, dinleyin ve okumaya devam edin.
Köyde yada müstakil semtlerde yetişmiş olanlar varsa bilirler, tavukların sosyolojik hareketlerini, kendi aralarındaki hiyerarşilerini. Tavuklar konusunda gözlemleri olmayanların, tavuklarla alakalı bildikleri ata sözleri mutlaka vardır .
Nereden anlatmaya başlasam bilmiyorum ama hadi ilk önce ”Aç tavuk rüyasında, kendini darı ambarında görürmüş.” atasözünden başlayalım. İlk benzeşim noktası olarak bunu kullanabilirim. İnsanlar, ceplerinde beş paraları olmadığı halde, bankalara yüklü miktarda kredi kartı borçları olduğu halde trilyonluk hayaller kurup, on liralık kazançlarına rağmen bin liralık hayat yaşamıyorlar mı ?
Hem bu atasözüne hangi gözlemle ulaşılmış ve aç tavuğun rüyasının ne olduğunu kim nasıl tespit etmiş ?  Bu noktadan da hareketle, ‘tavuklaşma hikayesi’nin çok daha eski tarihlere kadar uzandığını söylesem yalan olmaz. Çünkü biri rüyasında  kendini tavuk gibi görmüş olmalı,  hemde darı ambarında. Böyle bir kanaatin yaygın olarak kabul görmüş olmasına ne diyebilirsiniz peki ? Tavuklaşma çok önce başladı ve yaygınsaldı, bireysellikten öteydi yani kendini tavuk gibi hisseden pek çok insan aynı rüyayı görüyordu.
İkna olmaya başladığınızı düşünerek ikinci noktaya geçiş yapıyorum. Hani ”Tavuk gibi didişmek” deyimi  vardır, bu deyimi göz önüne alarak etrafınıza bakın : Trafikten mi başlarsınız, iş yerinizden veya okulunuzdan, sınıfınızdan mı, yoksa evinizin içinden mi bilmem. Gün içinde kafanızı çevirin etrafınıza bakın ;İnsanlar kavga etmiyor, çatışmıyor ama yaygın biçimde ” Tavuk gibi didişiyor.” bu da tesadüftür diyerek düşünce yolculuğumuza devam edelim.
Gelin ” Tavuk gibi pineklemek ” değimiyle devam edelim gözlemsel yolculuğumuza. İnsanlar tavuk gibi pinekliyor ; Kimi elindeki cep telefonuna dalmış, kimi televizyona, kimi bilgisayara, kimi Facebook’a. Kızmayın ama;  düşünmeden, üretmeden, pineklemek tanımına karşılık gelecek şekilde bir hareket daha doğrusu hareketsizlik içindeyiz.
İkna olmaya başladınız sanırım. İnsanlar Tavuklaşıyor…
” Her horoz kendi çöplüğünde ötermiş. ”  bu ata sözünün de karşılığı bire bir bizim toplumumuzda yaygınlaşmış durumda. Herhangi bir işin  müdürü yada sorumlusu ; iş yerine gelince kimliği değişiyor, kendini kral sanmaya başlıyor. Sokakta, evinde pısırık bir kişilik iken makamından içeriye adımını attığı anda kimliği birden değişiyor. Bu konuyla alakalı pek çok örneğim var ama bu konuyu düşünmeyi de size bırakıyorum.
Peki hiç düşündünüz mü ? Komşunun koyunu komşuya neden koç gibi görünmüyor ? Komşunun evi saray gibi, bahçesindeki üç ağacı orman gibi  görünmüyor da  ” Komşunun tavuğunu komşuya kaz gibi görünüyor ? ” Ben düşündüm. Böyle görmenin sebebi; kökeni geçmişe uzanan tavuklaşmadan, soyuna, cinsine , türüne olan kıskançlıktan yani tavuğun tavuğu kıskanmasından kaynaklanıyor.
Sıradan işlerden en önemli olaylara, servetten ilme kadar genişleyen yelpazede, başkasının elindekine göz koyup,  hakkı olmayan şeyi elde etmek için yırtınan ; kıskanç, kendine güvensiz, kuş beyinli tavukların ülkesi mi oluyor Türkiye ? Boynumu büküp, bu sorunun cevabını da sizlere bırakıyorum.

Genç hanfendiler için  ” Piliç ” , belli yaşı aşmış çapkın erkekler için ” Kart horoz” benzetmesinin gayet doğal görülüp yadırganmadığı, benzeri tabir ve tasvirlerin yaygın olarak kullanıldığını da göz önüne alınarak, insanlarımızın tavukluğu içselleştirdiklerini de söylesek  hata yapmış olmayız.

” Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez canım !” derler aklı kıt uyanıklar, tavukça gıdaklamaya benzer eda ile. Derece atlamak için, menfaatini on kuruş  artırmak için, insanların birbirini feda ettiği günlerde aşırı itinadan yorgun düşüyor insanlar ; satılmamak ama satmak, kazık yememek ama kazık atmak için çaba gösterirken.

” İnsanlar aşırı tavuk eti tüketiyor, bu insanları tavuklaştırıyor.”
Sinir hücreleriniz hariç,  vücudunuzu meydana getiren hücreler altı ay içinde tamamen yenilenmiş olacak. Peki neyle ? Tükettiğiniz gıdalardan elde edeceği temel yapı taşlarıyla.

Vücudumuzun en çabuk dönüştürdüğü gıda maddesi hayvansal gıdalardır. Hayvansal proteinler, yağlar gibi. Türk toplumu olarak hayvansal proteini , aşırı şekilde tükettiğimiz tavuktan ve yumurtasından dönüştürüyoruz.

Amerika’dan, şuradan buradan gelen genetiği değiştirilmiş mısırla, nereden ithal edildiği ve üretimi aşamasında nelerin kullanıldığı pekte mühimsenmeyen soya gibi hibrit yemlerle beslenen, zaten kendisi de hibritimsi olan piliçler,  çeşit çeşit bakteri ve viruslarla aşılanıp, ısısı ışığı suni olarak ayarlanmış kümeslerde 40 gün kadar beslenip, belli bir ağırlığa ulaştıklarında; elektrikle şoklanıp, kanları tamamen akıtılmadan ambalajlanacakları kesimhanelere sevk ediliyor.

Yumurtalığından itibaren asla doğal ve özgür bir ortam tanıyamayan, gün ışığı bile göremeyen, yeri geldiğinde kendi dışkısını yiyen, hayvanlar alemindeki en karaktersiz hayvanlardan biri olan tavuklardan elde edilen  eti sindirip, protein parçacıklarını dönüştürüp kendi yapısında kullanmakta zavallı vücudumuza kalıyor….Neyse.

Gel gelelim en açık benzeşim noktasına… Adam yada kadın ne kadar âdi olursa olsun ve bu ne kadar bilinirse bilinsin o şahsa, itibarlı insan gibi değer vermek normal bir davranış biçimi haline geldi. Haksızlığa karşı çıkamamak, haykıramamak, yanlış olan olaya yanlış diyememek, hep bir başkasının önce söylemesini beklemek ” Erken öten horozun başını keserlermiş ?! ” korkusuna dayanan, tavukça bir iç güdünün ürünüdür bence.
Vel hasılı kelam; yediğinize içtiğinize dikkat edin. Kanser olmaktan korkarken ”tavuk” olmaktan da korkun. Geniş açıdan düşünün, gözlem yapın, insanların şekillerindeki değişime pek girmedim ama şekilsel ve zihinsel olarak etrafınızdakileri gözlemleyin,  belki de benim yanlışım vardır…
Mustafa ÇİMEN
KAYSERİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here